Anne Baba Aile

“Çocuğu Annesinden Ayıranı Allah da Sevdiklerinden Ayırır”

Bir çoğumuz haberlerde rast gelmiştir, 1.5 yaşındaki minik yavrunun emniyette annesinden nasıl koparıldığına.

Ankara’da yürütülen soruşturma kapsamında birçok kişiyle birlikte bir kadın da gözaltına alınıyor. Babası iki çocuktan bir tanesi ile hastanede.

2 yaşına henüz ulaşmamış olan diğer yavrucak ise gözaltına alınan annesiyle birlikte. Birlikte derken aslında sadece aynı binada.

Anne sorgulanırken çocuk savcı izin vermediği için dışarıda, nezarethanenin kapısında bekliyor. Çünkü orası çocuk yuvası değilmiş! ‘Götürün nereye götürürseniz’ diyor savcı bey!

Bu hal, bu tavır, bu cümle beni kahretti. Ortada bir çocuk var anne kokusu olmadan nefes alamayacak kadar küçük.

Annesinin sımsıcak kucağında olması gerekirken emniyetin soğuk merdivenlerinde oturan 1,5 yaşında bir evlat. Hem de hasta haliyle. Yanında da bir torba dolusu ilaç.

Acaba dedim Kutlu Rehberimiz (sav) görse ne derdi bu tabloya. O değil mi ki hadis-i şerifinde; “Allah, anne ile çocuğunun arasını ayıranı, kıyamet gününde sevdiklerinden ayırır” buyuran…

Biz demiyoruz efendiler, Kainat’ın Rehber’i söylüyor, “ayırmayın evladı annesinden” diyor.

Evet anne-evlat dendi mi, akla et-tırnak ikilisi gelir hep. Onlar nasıl ayrılmazsa anne ve yavrusu da hiç ayrılamaz birbirinden.

Yine Hz. Enes rivayet ettiği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz’in (sav) çocuk anne bağına namazı kısaltacak kadar önem verdiğini şöyle anlatır:

“Ben Peygamber’den (sav) daha hafif ve ondan daha tamam namaz kıldıran hiçbir imamın arkasında namaz kılmadım. Şayet bir çocuğun ağlamasını işitirse, annesini sıkıntıya düşürmekten endişe duyduğu için namazı hafif kıldırırdı.”

Kainatta hiçbir şeyi sebepsiz yaratmayan Rabbimiz, annenin hilkatini de boş yere şefkatle donatmamıştır.

Merhamet, sevgi ve şefkatle kapladığı yetiştirme kabiliyetini, tabiatın bir derinliği haline getirmiştir Yaratan.

Binbir zahmetle dünyaya getirdiği yavrusunu gözünden sakınarak büyüten anneye, sıkıntıları bile huzur verir.

Ayağına batan diken evlattan ziyade annenin canını acıtır. Resmin en temel haliyle yaşatmak için yaşar anne.

Hal böyle iken hiçbir vicdan sahibi cesaret edemez anneyi evladından koparmaya. Allah Resulü de yukarıdaki hadiste buyurduğu üzere hiçbir zaman tasvip etmemiştir çocuğun annesinden ve kardeşlerinden uzaklaştırılmasını.

Peygamberimiz (a.s.m)’in, Hz. Ali’ye bakması için verdiği iki küçük, kimsesiz kardeşler vardı. Bir zaman sonra Efendimiz (sav) onlardan birini göremeyince; Hz. Ali’ye çocuğun ne olduğunu sordu. Hz. Ali, çocuğu başkasına verdiğini söyledi. Efendimiz (sav) bundan hiç hoşnut olmadı ve hemen geri getirilmesini söyledi.

Efendiler Efendisi (sav) sadece müslümanların çocuklarına şefkat göstermiyordu. Hiçbir ayrım yapmadan ve fark gözetmeden aynı ilgiyi müslüman olmayanların çocuklarına da gösteriyordu.

Savaş sırasında gayri müslimlerin yavrularını bile korudu. Çocuklar savaşır halde olmadıkları için savaş sırasında öldürülmelerini yasaklamıştı.

Yahudi kökenli Kureyza kabilesine yapılan muhasara sırasında esir alınan tüyü bitmemişler serbest bırakılmıştı.

O gençlerden bir olan Adiyyetül Kurazi anlatıyor; “O gün biz Resulullah’ın (sav) huzuruna çıkarıldık. Tüyü bitmemiş bütün çocuklar salıverildi. Bende de henüz tüy bitmediğinden serbest bırakılanlardan oldum.

Biz bir kedi yavrusunu bile sokağa terk etmeyip sahip çıkan bir milletiz.

Suçlu veya suçsuz, sebep her ne olursa olsun ufacık bir yavruyu annesinden koparıp soğuk merdivenlere terk edecek kadar merhametsiz olamayız.

Zira günahsız o çocuğun vebalini, kıyamet günü Rabbin huzurunda hiçbir omuz taşıyacak kadar güçlü olamaz.

NUR DOĞAN
@nurdogandiyorki

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.