Anne Baba Aile

Çocuğun İlk Öğretmeni Anne Ve Babalardır

Anne-baba olarak bizler sınava ihtiyaç duymadan çocuklarımızın başına atanmış kadrolu birer öğretmeniz. Çocuklarımızın öğrendikleri iyi-kötü, doğru-yanlış gibi birçok davranış ve tutumun temelinde ailenin parmak izleri bulunur.

Yeri gelir direkt sözlerimizle, yeri gelir dolaylı davranışlarımızla bizler öğretiriz bu zıtlıkları evlatlarımıza. Çocuk merhameti de ailede öğrenir, zulmetmeyi de… Sevmeyi öğrendiği gibi kavga etmeyi de ailede öğrenir çocuk.

Tabi bu demek değildir ki çocuk tamamıyla ailenin elinde şekilleniyor. Çevrenin de rol-model olma konusunda ne derece önemli olduğunu biliyoruz.

Peki, anne baba olarak bizler hayalimizde ki çocuk profiline ne kadar uygun davranıyoruz?

Evladına “yavrucuğum asla yalan söylememelisin” dedikten bir süre sonra, sırf yemek yesin diye “bak seni parka götüreceğim” diyen anneler mutlaka vardır aramızda. Eğer yemeğini yedikten sonra söz verdiğimiz gibi çocuğumuzu parka götürmüyorsak, yalan söylemeyi uygulamalı bir şekilde öğretmiş oluruz aslında.

Bırakın efendim çocuk yemesin yemeğini önemli değil bir öğün aç kalması… Fakat yerine getirmeyeceğimiz vaatlerle kandırmayalım onları.

Çocuğun karakteri çoğu kez anne-babasından aldığı davranış özelliklerini yansıtır dedik.

Şimdi biz okula giden çocuğu öğretmeninin arkasından konuştuğu için uyarırken, kendimiz komşumuzun gıybetini ediyorsak çocuğun yanında, ne kadar doğru bir davranış sergilemiş oluruz siz karar verin!

Çocuk küçük yaşta ebeveyni örnek alıyorken, ilerleyen zamanlarda model aldığı kişiler değişecek, ailenin yerini arkadaş, öğretmen vs. gibi başka kişiler alacaktır. O yüzden en çok aileyi izledikleri zamanlarda yani 0-6 yaş dönemlerinde son derece verimli model olunmalıdır.

Bilinçaltının oluştuğu bu dönemde çocuk; sürekli kavga, şiddet, küfürle muhatap oluyorsa şayet, ilerleyen yaşlarda vicdanen olgunlaşması beklenemez. O zaman da toplumda; acımasız, zarar vermekte sakınca görmeyen, merhametsiz bireyler olarak yaşamaya devam eder.

Çocuk yetiştirme ile ilgili “Çekirdekten çınara” isminde okuduğum bir kitapta şöyle bir ibare yer alıyordu:

“Çocuğun nazarında davranışlarımızla sözlerimiz arasındaki tezat, onun bize olan güvenini sarsar. Hayatta, bir kez olsun yalanınızı ya da davranış ve söz çelişkinizi yakalayan çocuk, bunu zihninde taşıdığı sürece, siz onu nazarında o kadar güvenilmez biri olarak kalırsınız. İlerde küçük bir hoşnutsuzluk hâsıl eden davranışınızda o husus, şuur üstüne çıkar…..Dolayısıyla da sözleriniz onda hiç mi hiç makes bulmaz.”

Demek ki örnek teşkil etmeyen davranışlar çocukla aramızdaki güven bağını sarsar, bizi onların karşısında güvenilmez ebeveyn kılar.

Her zaman dediğimiz ve yine diyeceğimiz gibi, bizler onların karşısında birer aynayız nasıl yansımalarını istiyorsanız varın siz öyle davranın.

Ve ideal bireyler için ideal yuvalara ihtiyaç vardır. Çatışmalardan ziyade uzlaşmalarımıza şahit olmalı ki çocuk, hayata atıldığı zaman çatışma yerine uzlaşma yollarını tercih etsin. Bu sayede belki daha az insan kaybeder; gazetelerden daha az 3. sayfa haberleri okuruz…

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.