Anne Baba Aile

İftar Sofralarımızda ‘Kimse Yok Mu’

Hazreti Peygamber (sav) minbere çıkarken üç defa buyurur: “Burnu yere sürtülsün!” Sahabe, Efendimizin (sav) bu sözünün hikmetini sorduğunda aldıkları cevap ürperticidir. Efendimiz (sav) üç grup insan için bu cümleyi kullandığını ifade eder. Bunlardan birisi Ramazan ayına erip bu ayın feyzinden ve bereketinden istifade edemeyenlerdir. Hadis, rahmetin sağnak yağmurlar halinde yağdığı bu ayda, insanın etkilenmemesinin mümkün olamadığının altını çizer.

Ramazanı yaşayıp da affedilememek ve bu halde bayrama ulaşmak nasıl bir nasipsizliktir! Böyle bir ayda merhametten istifadesiz kalabilmek mümkün değildir aslında.

Ramazan oruç ve kuran ayıdır. Efendimiz (sav), “Oruç sabrın yarısıdır.” buyurur; “Sabır da dinin yarısı.” Ramazan orucunu tutan mümin, hadisin müjdesi ile dininin dörtte birini ihya eder. Oruç tutan müminin adeta melekleştiği zamandır Ramazan ayı. Sadece yemeyi ve içmeyi keserek değil; gözü, kulağı, ağzı, hasılı bütün uzuvlarını günahtan uzak tutmaya çalışarak oruç halini yaşadığı aydır Ramazan. Bir diğer ifadeyle açlık ve susuzluk çekerken nefsi ile yaptığı mücadelede iki büklüm olduğu aydır. Öyle ki, bu mücadelede gök ehli ile yarışır.

Nimetin asıl sahibini hatırlar bu ayda. Ne suya sahiptir, ne de ekmeğe. Nimete; ama daha da ötesinde onu verene muhtaç olduğunu iliklerine kadar hisseder. İşte asıl şükür de budur. Yani hem sabrı yaşar bu ayda hem şükrü.

Mümin akşamlarını teravihle taçlandırır bu ayda. Gecelerini teheccüt ile nurlandırır. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azat olan bu ayda heybesini doldurabildiği kadar doldurur. Her anı ile cennete yaklaştığı, cehennemden uzaklaştığı bereketli zaman dilimleridir bu ay.  Meleklerin oruçlu müminin sadece yaptığı ibadeti kaydettiği, ama sevabını yazmaya gücünün yetmediği bir ay.

Bu ay Müslüman için sadece oruç tutup Kur’an okuyacağı bir ay olmanın ötesinde, toplumu bir arada tutan dinamiklerin ön plana çıktığı müstesna zaman dilimidir. ‘Müminler bir bedenin uzuvlarıdır’ hakikatinin her anında kendini hissettirdiği mübarek günlerdir.

Cemaatle kılınan teravihler, okunan mukabelelerin yanında, yemek yemede bile müminler beraber hareket ederler. Aynı anda imsak yapıp, aynı anda oruç açarak Rahmet-i Sonsuz’un (cc) külli nimetlerine karşı külli şükür halindedirler.

Kendi isteklerinin dışında, başkalarının ihtiyaçlarının da önemli olduğunu fark ettikleri aydır bu ay. Aç kalarak açın halini daha iyi idrak ettiği, susayarak susuz kalanın çaresizliğini daha iyi anlayabildiği.. Hissedip yardıma koştuğu, infakta yarıştığı; bu hisle birilerine oruç açtırmanın gayreti içinde olduğu kutlu bir aydır Ramazan.

Gelin bu ayı bu sene daha farklı hale getirelim: Banyoda bile kullanmayacağımız suyla oruç açmak zorunda olan insanların imdadına yetişelim. Soframıza koyduğumuz yemek çeşitlerinin hayalini bile kuramayanlara, iftarlarımızın bir kısmını ayırarak gönderelim. Bir akşam misafir ağırladığımızı farz edelim. Onlar gelemiyorlarsa, onlara gidenlerle ulaştıralım. Bir garibin gönlünü alalım, bir yetimin gözyaşını silelim. Bir oruçluya iftar ettirenin, sekiz cennetin dilediği kapısından gireceği müjdelenen bu ayda; biz de nasibimizi, hissemizi alalım.

Kimse Yok Mu Derneğinin dünyanın hemen her yerine ulaşmaya çalıştığı bu seferberliğe biz de ortak olalım. Küçük bir katkımızın neye vesile olacağını kim bilebilir?

İftar sofralarımız misafirsiz kalmasın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.