Anne Baba Aile

Nazardan Korunmak İçin…

“Nazar, deveyi kazana, insanı mezara götürür” buyuruyor Efendimiz (sav).

Evet halk arasında göz değmesi de olarak bilinen “nazar” kimi zaman gıptayla,  kimi zaman aşırı sevgiyle, kimi zaman ise hasetlikle değebilir.

“Nazar haktır” buyuran Efendimiz bizlere nazardan korunmayı da şiddetle tavsiye ediyor. Hatta bir defasında mezarlığın önünden geçerken, orada yatanların bir çoğunun nazardan dolayı vefat ettiğini ifade ediyor.

Aslında çoğu zaman bizler için basit gözükse de günlük hayatımızda yaşadığımız sıkıntıların ve problemlerin temelinde “nazar “söz konusu olabiliyor.

Bir hadis-i şerifte Allahın Habib-i buyuruyor ki: “Nazar haktır, kader ile yarışan bir şey olsaydı, nazar değme işi yarışıp onu geçerdi”

Bilimde de biyoenerji ismiyle yer alan nazara Kur’an-ı Kerim şöyle işaret eder: “O kafirler Kur’an-ı işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdi. Bir de durmuş ‘o bir deli’ diyorlar”

Madem nazarın gerçek olduğuna, karşısındaki kişinin hastalanmasına hatta ölümüne sebep olduğuna inanıyoruz, o halde önlemlerimizi almak zorundayız.

Hepimiz biliyoruz ki ateşin odunu yeyip bitirdiği gibi hasette insanı yer bitirir. Eğer nazarımızın  değmesini istemiyorsak  haset dediğimiz bu kötü düşünceden kendimizi uzak tutmamız lazım. Devamında  ele ve dile dökmeyip  “maşallah barekallah la kuvvete illa billah” dediğimizde Efendimiz  nazarımızın değmeyeceğini buyuruyor.

Tabi bu konuda herkes bizimle aynı hassasiyeti göstermeyebiliyor. O zaman dış nazarlardan korunmak için Rabbimizin bizlere koruyucu zırh olarak sunduğu Muhafazateyn’i yani nas ve felak surelerini sık sık okumamız lazım. Bunun yanında Uhud savaşında Efendimiz (sav)’e Cebrail (as)’ın “zırhını çıkar bunu oku” diyerek getirdiği cevşende, içerisinde bizi koruyacak dualar barındırıyor.

Biz duamızı okuduk zırhımızı taktık. Peki dua okuyamayacak kadar küçük olan çocuklarımız için ne yapmalıyız?

Efendimiz(sav) bir bir bebeğin şiddetli ağladığına şahit oluyor ve “nesi var” diye soruyor. Hz. Ali cevaben; “nazar değdi ya Rasulallah” diyor. Sevgili Peygamberimiz “rukyesi yok mu? Onu taksaydınız” karşılığını veriyor.

Efendimiz’in orada “rukye” diye nitelendirdiği şey, bizim korunmak için okuduğumuz nas, felak, cevşen, kıtmir gibi dualardır.

O halde çocuklarımız için de sürekli üstlerinde taşıyabileceği kıtmir , cevşen gibi korunma amaçlı dualar takabiliriz. Bunu bidat olarak algılamamak lazım çünkü biz medeti duanın yazılı olduğu cisimden değil o duanın sahibinden bekliyoruz. Nasıl mavi boncuk, at nalı vb şeyler kendisinden medet beklenerek takıldığında bidat sayılır, aynı şekilde kıtmirin yazılı olduğu gümüşten yardım beklersek bizde bidata ümit bağlamış oluruz.

O yüzden hem karşı “maşallah” demeye sevk ederek nazarı dağıtmak için hemde o duaların güzelliğinden faydalanmak için kıtmir, cevşen gibi dualar taşınması tavsiye edilmiştir.

Ve son olarak hz Osman(ra) Efendimizden nakletmiştir ki: “Bir kul her günün sabahında, her gecenin akşamında üç defa şu şekilde dua ederse o kişiye hiçbir şey zarar veremez:Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’un fıl’ardı vela fı’ssemâi ve huve’s-semiul-alîm – Adını anıp durdukça bana yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın ismiyle (sabaha erdim, akşamladım). O ki, Semi’ ve Alîm’dir, her şeyi işiten ve bilendir.”

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.