Anne Baba Aile

Sabır Dinin Yarısıdır

“Sabır dinin yarısıdır” buyuruyor Efendiler Efendisi (sav). Diğer yarısı olarak da “şükre” işaret ediyor. Bu hadisten hareketle, “sabretmeyi bilen dininin yarısını yerine getirmiştir” denilebilir. Aslında şükretmek için sabrı bilmek çok önemlidir.

Burada asıl mesele “sabretmeyi bilmemek”.

Aslında “ekonomi yönetimi” gibi “sabır yönetimi” üzerinde durulması gereken bir kavram. Sabır, ademoğluna sınırsız verilmemiştir. Tıpkı ömür gibi sabır da bir sermayedir ve yine tıpkı ömür gibi sabrı da dikkatli kullanmalıyız.

Üstad Bediüzzaman eserlerinde sabrı yanlış kullanmaya şöyle bir örnek verir: “Düşmanın sağ cenah kuvveti onun sağındaki kuvvetine iltihak etmiş ve ona taze bir kuvvet olduğu halde; o tutar mühim bir kuvvetini sağ cenaha gönderir, merkezi zayıflaştırır. Hem sol cenahta düşmanın askeri yokken ve daha gelmeden, büyük bir kuvvet gönderir, “Ateş et!” emrini verir; merkezi bütün bütün kuvvetten düşürtür. Düşman işi anlar, merkeze hücum eder, târümâr eder.”

Gün içinde bunun uygulamasına bir örnek verelim: Arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde ya da bir telefon konuşmasında geçmişten, yaşadığımız sıkıntılardan bahsederiz. Öyle ki o sıkıntıları bugün yaşıyor gibi tekrar hüzünleniriz; bazen gözlerimizden birkaç damla yaş akar. Bazen gelecekte eşimizle ya da evladımızla yaşayabileceğimiz imtihanları konuşur, gelmemiş ve belki hiç yaşanmayacak şeyleri yaşayacak gibi bizi sıkıntısı basar. O gün içerisinde muhtemel yaşayacağımız herhangi bir durum için bize verilmiş sabrın bir kısmını geçmiş ve geleceğe harcar bitiririz. Belki o gün işten gergin gelen eşe gösterilebilecek sabır ve hoşgörü ya da evde sevdiğiniz bir aksesuarı kıran çocuğumuza göstereceğimiz anlayış, gün içinde gereksiz harcanmış olur. “Ya sabır!” çekerek geçip gidecek bir durum bizi haddinden fazla üzer.

Yaşanmış ve bizi üzmüş olan hadiseler, günahlarını ve sevaplarını bırakarak çekip gittiler. Bundan dolayı üzülmek, kendine acımak değil; sevaplar için şükretmek, günahlar için de telafi yoluna gitmek daha isabetlidir, daha kazançlıdır. Gelecek günlerin de bizim kuruntularımız gibi olacağı belli değildir üstelik. Aslında bu biraz da Allah’ın bize böyle musibetler vereceğini düşünmemiz anlamına gelir ki, bir müminin Allah hakkında böyle bir zanda bulunması zaten doğru değildir. Allah’ın merhametine itimat etmek mümince bir tavırdır. Zira Cenab-ı Hakk hiç kimseye kaldıramayacağı yük yüklemez.

Sabrın insana verilişinin hikmetleri vardır.

Özellikle ibadet hayatını istikamet üzere devam ettirmede sabır müminin en büyük hazinesidir. Efendimiz (sav), “Az ama sürekli ibadet makbul olan ibadettir.” buyuruyor. İşte bu sürekli ibadet için bize bahşedilen sabra ihtiyacımız var. Her gün düzenli namaz kılmak, Kur’an okumak, hiç bırakılmaması gereken tespihler ve dualar. Haftalık tutulacak sünnet olan oruçlar. Ve tabii kitap okuma… eşimize, çocuğumuza, çevremize daha hoşgörülü ve anlayışlı olma.. sabır bu alanlarda dikkatli kullanıldığında insan hem dünyasını hem de ahretini nurlandırır.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.