Sağlık

O Hastalığı Yüzde 20 Azaltıyor

Bir Ramazan ayı daha bitmek üzere. Yerini bırakacağı Ramazan Bayramı ise dostluk, sevgi, hoşgörü ve daha birçok güzel duyguya şahitlik edecek.

Aldanma kahvenin kara rengine Benzemez hiç gecenin zifirine Bu yüzden mutluluk çöker yüreğine Dost, dosta ikram ettiğinde.

Bayram demek sohbet demek. Sohbet demekse, kahvenin eşliğinde bambaşka bir hal alıyor, aynen Necdet Cemal Ocak’ın yukarıdaki dizelerindeki gibi. Ben de bugün sayfamda, acısıyla tatlısıyla kahveyi yazdım size; bayramlarımızın baş tacı, dost toplantılarımızın sessiz ortağı, sevilenle içildiğinde köpüğünden mutluluk taşan kahveyi…

KOYUN YOL GÖSTERDİ ÇOBAN KEŞFETTİ

Rivayete göre, yüzyıllardır evlerimizden eksik etmediğimiz kahveyi ilk keşfeden, meyvelerini yedikten sonra aşırı canlılık gösterip mehtapta rakseden keçiler! Habeşistan’ın Kaffa yöresinde yaşayan Khaldi adında bir çoban sıcakta hep uyuşukluk içindeki koyunlarının günün birinde, bir ağacın meyvelerini yedikten sonra hareketlendiklerini görmüş. Bu olaya şaşırmış ve kendisi de ağacın küçük meyvelerini kaynatıp suyunu içmiş. Bir süre sonra enerjisi artmış, kalp atışları hızlanmış. Ve tüm dünyayı saracak olan bu tadın kâşifi olmuş…

‘GAHWAH’TAN ‘KAHVE’YE

Kahve adı Arapça “gahwah”tan gelmekte olup bu Türkçe’de kahve’ye dönüşmüştür ve adının anlamı “keyif veren içki”dir. Geçmişte ‘kara inci’ ve ‘İslâmların şarabı’ diye adlandırılan kahvenin acı, tatlı uzun bir geçmişi vardır. Hiçbirimiz onun hatırını kıramayız, hepimizde kırk yıllık hatırı vardır çünkü. Günlük yaşantımızda öyle bir yer etmiştir ki kahve; günlük alışkanlıklarımızın ismi olmuştur. Kahvaltı sözcüğü kahveden türemiştir. Sabah kahvesinden önce yenilen altlık mahiyetindeki yemeğe ‘kahve-altı’ denmiş ve bu, zamanla kahvaltıya dönüşmüştür.

SAĞLIKLI MI DEĞİL Mİ?

Kahve, üzerinde yapılan araştırmaların birkaç farklı şekilde yorumlanabileceği besinlerden biridir. Araştırmalardan birinde günde altı fincan ya da daha fazla miktarda kahve tüketenlerin diyabete yakalanma olasılığının önemli ölçüde düştüğü gözlemlenmiştir. 2006 yılında yapılan başka bir araştırmadaki Journal of Cardiac Failure’de yayımlandı, kafeinin kalp sorunu olan hastalarda egzersiz toleransını artırdığı görülmüştür. Diğer araştırmalar kahvenin uyanıklığı artırdığını, zihinsel ve fiziksel performansı kısa vadede geliştirdiğini göstermiştir.

Nurses Health Study’ye göre, günde iki ile üç fincan kahve içmek Parkinson rahatsızlığı olasılığını azaltabilmekte, erkeklerde de safra kesesi taşı oluşum oranını düşürmektedir. Son olarak Archieves of Internal Medicine’daki yakın tarihli bir araştırmada kahvenin alkole dayalı karaciğer rahatsızlığına karşı koruyucu olabileceği belirtilmiştir ki her fincanla birlikte (günde dört fincana kadar) alkol kullanımına bağlı siroz riskinin yaklaşık yüzde yirmi oranında azaldığı görülmüştür.

2015 yılında “Current Opinion of Lipidology” de yayınlanan bir çalışmada, Akdeniz Diyetine ek olarak günde ılımlı miktarda tüketilen çay, kahve ve çikolatanın kalp damar hastalıkları ile bazı kanser türlerine karşı koruyucu özelliği gösterilmiştir. 2006 yılında yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada da kahvenin yaşa bağlı algılama sorunlarını azaltıcı etkisi olduğu gösterilmiştir. (European Journal of Clinical Nutrition Ağustos 2006). Yine 2005 yılında Journal of the American Medical Association da yayınlanan yazıda ise kahve içenlerde Tip 2 şeker hastalığı riskinin daha düşük olduğu belirtilmiştir.

Etkileyici bir başka çalışmaya bakacak olursak; Journal of Agriculture and Food Chemistry’de 2001 senesinde yayımlanan bir araştırmada kahvenin yeşil çay, siyah çay ve bazı yararlı bitkisel çaylardan daha fazla antioksidan etkisinin olduğu saptanmıştır. Kahvenin antioksidan etkisi, içerdiği klorojenik asitten gelmekte ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu etkisi olduğu yapılan çalışmalarca gösterilmektedir. Kahvede sağlık açısından fayda sağlayan iki antioksidan (kanser karşıtı) klorojenik asit ve kafeik asittir. Her ikisi de güçlü birer antioksidandır, kahve çekirdekleri dünyadaki en zengin besinsel klorojenik asit kaynaklarından biridir. Kahve içenlerin günlük olarak 1 gr. klorojenik asit ve 500 mg (yarım gram) kafeik asit aldığı tahmin edilmektedir. Çoğu kişi için kahve bu önemli antioksidanların beslenmeyle alınan toplam miktarının yüzde yetmişini sağlamaktadır.

PEKi YA ZARARLARI NELER?

Ancak kahveyle ilgili her şey bu kadar da güllük gülistanlık değil. Yapılan başka bir araştırmada her gün tüketilen bir ile iki fincan kahvenin normal hamilelikte erken doğum riskini büyük oranda yükselttiği görülmüştür. Çok fazla miktarda alınan kafeinin asabiyete sebep olabileceği, rahat bir uykuyu bölebileceği oldukça iyi bilinen bir gerçektir. Her gün alınan üç fincan ya da daha fazla kahve PMS (adet öncesi sendrom) semptomlarını ciddi derecede artırabilir. Ayrıca yapılan diğer bir araştırmada iki ya da üç fincan kahvedeki kafein miktarının yüksek tansiyon sorunu olmayan kişilerde tansiyonu yükseltebileceği görülmüştür.

BİLİYOR MUYDUNUZ?

Kahve Yemen’den Mekke ve Medine’ye yayılmış ve 15. yy. sonunda islam gezginleri tarafından İran, Mısır, Türkiye ve tüm İslam dünyasına yayılmıştır. Bu yayılma sonucu kahvenin ticari değeri yanı sıra, toplumsal önemi de ortaya çıkmıştır. İnsanlar cami yerine kahvehaneye gitmeye başlamış. Buralarda çeşitli oyunlar oynamış, günlük sorunları tartışmıştır. Bu da dini çevreleri ve yöneticileri rahatsız ettiği için, kahve içimi üzerine dönem dönem ciddi kısıtlamalar gelmiştir. Kahvenin, Arap yarımadasından Osmanlı İmparatorluğu’na ulaşması ise kahvenin tüm dünyaya yayılması için en önemli aşama olmuştur.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.