Sağlık

Sosyal Fobi Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kişilerin başkalarınca değerlendirilebilecek oldukları toplumsal durumlarda belirgin bir kaygı ya da korku yaşaması durumu olarak bilinen sosyal fobi, kadınlarda erkeklere göre, genç yaşlarda ileri yaşlara göre daha çok görülüyor.

Kişilerin karşılıklı konuşması, tanımadıkları insanlarla karşılaşması ya da başkalarının önünde bir eylemi gerçekleştirmesi durumlarında kendini gösteren sosyal fobinin çarpıntı, nefes darlığı, terleme, titreme, sıcak basması gibi fiziksel belirtilerle kendini gösterir. Sosyal fobi yaşayan bireyler topluluk içinde rezil olabilecekleri, ayıplanacakları ve dışlanacakları kaygısıyla bu durumlardan ve ortamlardan kaçınma ihtiyacı hissederler. Bu durum kişilerin iş ve sosyal yaşantılarını olumsuz etkiler. Belirtiler genellikle çocukluk yaşlarından itibaren, en az 6 ay süre ile devamlılık gösterir. Bu kişiler genellikle okul yıllarında bildikleri halde parmak kaldırmayan, sözlülerde aşırı kaygı yaşayan, genellikle göz göze gelmekten kaçınan, farklı fikirde olduklarını beyan etmeye çekinen, en ön sıralardan ziyade daha çok arka sıralarda oturmayı yeğleyen çocuklardır.

Sosyal Fobisi Olan Bireyler Evlenmiyor!

Sosyal fobisi olan bireylerde evlilik oranı oldukça düşüktür. Bu bireylerde çeşitli alanlarda işlevsellikte bozulmalar gözlenmekte olup, eğitim ve mesleki yetilerini gözler önüne seremez, daha basit işlerde çalışır, daha yüksek okullarda okuyabilecekken, öğrenim hayatlarını bu şikayetlerle erken dönemde sonlandırmak zorunda kalabilir. Karşı cinsle iletişim kurmada sıkıntı yaşamaları sebebiyle, genel nüfusa göre daha az evlenirler. Yaygın olmayan tipte yüzde 37, yaygın tipte yüzde 64 oranında hiç evlenmeme oranı gözlenmiştir. Eğitim düzeyleri daha düşük, işsizlik oranları yüksek, profesyonellik düzeylerinden memnuniyetsizdirler. Hastaların hayat kalitesi ağır bir şekilde etkilenmiş olup, hayatlarının çeşitli alanlarından doyum yaşamadıklarını bildirmektedirler. Sosyal fobi hastalarının üçte birinde toplulukta konuşma fobisi de görülmektedir.

Psikiyatrik bozukluklar içinde sosyal fobi, major depresyon ve alkol bağımlılığı sonrası en sık görülen 3’üncü bozukluk olarak saptanmıştır. Panik bozukluk tanısı ile psikiyatri kliniğine sevk edilen hastaların dikkatli tanısal değerlendirme sonucunda önemli bir kısmına sosyal fobi tanısı konur. İntihar düşüncesi sosyal fobi hastalarında sıkça gözlenmekte, hastaların yüzde 34’ünde bir yıl içinde intihar düşüncesi, yüzde 12’sinde hayatları boyunca intihar girişimi olabilmektedir. Sosyal fobi depresyonla bir arada bulunduğunda hastalar intihara daha fazla eğilimli olabilmektedirler. Sosyal fobi hastalarının yarısında 16 yaş öncesi travmatik bir yaşantı olduğu, bu hastalar içinde yüzde 20.8’inde fiziksel istismar, yüzde 12.5’inde cinsel istismar olduğu belirlenmiştir.

Aile Çatışması Sosyal Fobiyi Tetikliyor

Hastaların büyük çoğunluğu çocukluklarında ebeveynleri tarafından yüksek düzeylerde eleştirilip, aşırı koruyucu ya da reddedici yaklaşımlarla karşılaşmaktadırlar. Tekrarlayıcı nitelikteki istismar yaşantılarının kişilerde duygu durum bozukluğu, anksiyete bozukluğu ve madde kullanım bozukluğu riskini belirgin olarak arttırdığı belirlenmiştir. Sosyal fobinin başlangıcı için risk etmenleri arasında aile çatışması, duygusal olarak destekleyici ebeveyn çocuk ilişkisinin yokluğu, ailede aşırı koruma ve aşırı kontrol gibi sert ve cezalandırıcı disiplin belirtilmektedir. Özellikle yoğun aile içi çatışma gibi stresli aile sorunlarının olduğu dönemlerde erkek çocuklar kızlara göre daha agresif tepkiler gösterirken, kızlar duygusal sıkıntı ile yanıt vermektedirler. Kadınlarda gelişme dönemlerinde fiziksel istismar varlığında yaygın sosyal fobi riskinin 2,5 kat arttığı, erkeklerde gelişme döneminde yakın güvenilir bir kişinin olmaması sonucunda yaygın olmayan tipte sosyal fobi iki katın üzerinde daha fazla görülmektedir.

Bir erişkin ile yakın ilişkinin olmaması, ailesel çatışmanın olması, çocukluk çağı fiziksel ya da cinsel istismarı, sosyal fobi ile ilişkili bulunmuş. Erkeklerde ebeveyn ya da yakın erişkin ilişkisinin yokluğu sosyal fobi gelişme riskini arttırmakta, kadınlarda ise yetişme döneminde ailesel çatışma, baba tarafından çocukluk döneminde fiziksel istismar risk etmeni olarak saptanmıştır. Sosyal fobinin tedavisi iyi bir hasta-hekim işbirliğinde mümkündür. Tedavide ilaç tedavileri yanında bilişsel davranışçı terapiler, geçmişteki olumsuz yaşantıların günümüze olan etkilerinin düzeltilmesi odaklanan dinamik terapiler yapılmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.