Hamilelikte İyot Eksikliği Bakın Neye Sebep Oluyor

Hamilelerdeki iyot eksikliğinin doğacak bebeklerde zeka geriliğine yol açtığı belirtildi.

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Perinatoloji (riskli gebelikler) Uzmanı Prof. Dr. İsmail Özdemir, “Araştırmalara göre yeterli iyot almayan hamilelerin bebeklerinde zeka düzeyi, ortalama 12 puan düşük bulunmuştur; gebelik ve emzirme dönemlerinde iyot ihtiyacı arttığı için takviye iyot alınmalıdır” dedi.

Özdemir, “Anne karnındaki bebek kendi tiroid hormonlarını üretmeye 3. aydan itibaren başlıyor. Gebeliğin çok erken dönemlerinde bebeğin nörolojik gelişiminden annenin tiroid hormonları sorumludur ve ciddi iyot eksikliği bebekte kalıcı zeka geriliğine sebep olabilir. İyot yetersizliği dünyada halen önlenebilir zeka geriliğinin en önemli sebebidir” diye konuştu.

İYOT EKSİKLİĞİNİN ZARARLARI

Prof. Özdemir, gebelerde ciddi iyot eksikliği düşük, ölü doğum, doğumsal sakatlıklar ve guatra neden olabilirken, daha sonraki yıllarda ise beyin hasarı ve zihinsel geriliğe yol açabildiğini söyledi.

İyot eksikliğinin ayrıca sağırlık, cücelik, guatr, okul çağı çocuklarında gelişim geriliği, okul başarısızlığı, anlama ve öğrenme güçlüğüne neden olabileceğini vurgulayan Özdemir, şöyle devam etti:

“Hamilelik sırasında bebekte iyot eksikliğinin tek nedeni annedeki iyot yetersizliğidir. Taze sebzeler önemli iyot kaynağıdır; özellikle deniz ürünlerinde iyot fazlasıyla bulunmaktadır. Balığın en bol olduğu kış mevsiminde, balık sık tüketilmelidir. Vitamin tabletlerinde iyot olmadığı için sofralarımızda iyotlu tuz kullanılması önemlidir. Ancak ülkemizde yaygın bir hata, genelde yemek pişerken ya da çok önceden tuz ilave edilmesidir; bu da tuzdaki iyodun uçup gitmesine sebep olmaktadır. Yemek ocaktan alınmadan hemen önce, tuz eklenmelidir.”

EMZİRME DÖNEMİ ÇOK ÖNEMLİ

Prof. Dr. İsmail Özdemir, emzirmenin çok önemli olduğunu söyleyerek şu tespitlerde bulundu:

“Doğumu takiben ilk 3 ayda beyin gelişimi fazladır ve sonraki 3 ayda azalarak devam etmektedir. Bu dönemde bebek için iyodun tek kaynağı anne sütüdür ancak anne yeterli iyot alamıyorsa sütteki iyot da az oluyor ve bebek yeterli iyot alamıyor. Ayrıca, ülkemizin orta veya hafif derecede iyot eksikliği özelliğinde bir ülke olması sebebiyle, gebelik ve emzirme döneminde günlük 200-250 mikrogram iyot alınmalıdır. İyot içeren tabletler aslında son derecede ucuzdur; bu ilaçlar ithal edilebilir ya da Sağlık Bakanlığı’nın girişimleri ile ülkemizdeki fabrikalarda üretilebilir hatta gebelere ücretsiz dağıtılabilir. Doğacak bebeklerin zekalarının, iyot eksikliği sebebiyle zarar görmemesi bu önlemlerle garanti altına alınabilir.”

Kaynak : İHA

Çocuğunuza Meslek Seçiminde Nasıl Yardımcı Olmalısınız?

Bireylerin meslek seçiminin hayatlarının dönüm noktası olduğuna dikkat çeken Bireysel ve Aile Terapi Derneği Başkanı Psikolojik Danışman ve Aile Danışmanı Emine Özdemir,” İnsanların hayatında en önemli seçimlerden biridir de meslek seçimidir. Böylesine önemli bir tercih yaparken profesyonel bir yardım almak gençlerin sağlıklı bir seçim yapmasını kolaylaştıracaktır.” dedi.

Türkiye’de ki çoğu gencin meslek seçimine karar verirken profesyonel yardım almak yerine çeşitli faktörlerin etkisi altında kaldığını ve bu etkiye göre meslek seçimi yapan gençlerin ileride pişman olduğunu belirten Özdemir, “Yapılan araştırmalara ve benim gözlemlerime göre gençler yetişme tarzına göre meslekleri seçerken ailenin ya da arkadaş çevresinin ya da kitle iletişim araçlarının etkisinde kalarak meslek tercihi yapıyorlar.” dedi.

Türkiye’de 13 ayrı üniversiteden 869 öğrenciye ile yapılan araştırmaya göre meslek seçiminde kız öğrenciler üzerinde ailenin etkisinin erkek öğrencilere göre daha fazla olduğunu belirten Özdemir, “Ankete göre kız ve erkek öğrencilerin meslek seçimini etkileyen faktörlerdeki oranlar arasında önemli farklar görüldü. Anne baba yönlendirmesi erkek öğrenciler üzerinde yüzde 19,27 oranında etkiye sahip iken, kız öğrenciler üzerindeki etki oranı yüzde 26,39 oldu. Anket sonucuna göre kız öğrencilerin aile tarafından daha fazla yönlendirmeyle karşı karşıya kaldıklarını söyleyebiliriz” dedi.

İdeallerini gerçekleştiremeyen bazı anne-babaların, ulaşamadıkları ideallerini ve hayallerini çocuklarının gerçekleştirmesini istediğini ifade eden Özdemir, “Anne-baba ulaşamadığı meslekte çocuğunu görmek istiyor. Bu şekilde ulaşamadığı hedefine, çocuğu üzerinden dolaylı bir şekilde ulaşmış oluyor. Bu anne-babada genel olarak; “Ben okuyup bir yere gelemedim. Bari sen oku da iyi bir yere gel” düşüncesi ağırlık basıyor” dedi.

ANNE-BABALAR MESLEK SEÇİMİ KONUSUNDA NE YAPMALI?

Meslek seçimi çoğu zaman geri dönülmez bir seçime dönüşebildiğini ve meslek seçimi konusunda anne-babanın dikkatli olması gerektiğini belirten Özdemir, “Anne-baba meslek seçimi konusunda bilinçli olmaya çalışmalıdır. Çocuğun ilgilerini ve yeteneklerini öğrenmeli, ilgi ve yeteneklerini öğrenebilmek için ders öğretmenleri ve özellikle rehber öğretmeniyle görüşmelidir. Çocuğun seçmek istediği mesleğin güçlü ve zayıf taraflarını araştırmalı. Meslek hakkında daha detaylı bilgi edinmek için çocuğu gerekirse o mesleği icra edenlerle görüştürmelidir. Çocuğu istemediği bir mesleğe tercihte zorlamamalı. Gerektiğinde meslek danışmanı veya bir uzmandan profesyonel yardım almalıdır.” diyerek anne babaların meslek seçimi konusunda duyarlı olmaları konusunda çağrıda bulundu.

(CİHAN)

Bebeklerin Burun Tıkanıklığı Nasıl Giderilir?

Mevsim değişimlerinde bebeklerde sıkça yaşanan burun tıkanıklığının giderilmesi için burun temizliğinin nasıl yapılması gerektiğini, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Öznur Yılmaz Gondal anlatıyor.

Mevsim dönümlerinde bebeklerde burun tıkanıklığı ve akıntısı yaygınlaşmaya başlıyor. En kötüsü de düzgün nefes alamadıkları için memeyi düzgün ememiyor ve beslenemiyorlar. Bebekler ve çocuklarda yaşanan burun tıkanıklığı sorunu önlenmediği takdirde akciğer solunum kapasitelerinin düşmesine de sebep olabiliyor. Central Hospital’dan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Öznur Yılmaz Gondal, bebeklerde burun temizliğinin önemi hakkında anneleri bilgilendiriyor.

Bebeklerde burun kanallarının açık olması neden önemli?

Burun içi hava yolu, yeni doğan bebeklerde ve çocuklarda yetişkinlere nazaran daha dar. Bu yüzden burada oluşan herhangi bir problem, bebekte ciddi sıkıntılara yol açabilir. Burun solunumu yani nazal solunum, özellikle ilk aylarda ağızdan solunum içgüdüsü bulunmayan bebekler için hayati önem taşır. Emmenin devamlılığı için, meme ağızdayken bebeğin nefes alışverişini burundan sağlaması gerekir. Burun tıkanıklığı, bebeğin emmesini de büyük ölçüde engeller. Burun aynı zamanda havanın nemlendirilmesi, ısıtılması, temizlenmesi, basıncının ve akış hızının düzenlenmesi, koku alma ve orta kulağın havalandırılması fonksiyonlarına da sahip. Burnun tıkalı olduğu tarafta, akciğer solunum kapasitesi de düşük olur.

Bebekler sümkürebilir mi?

Bebekler sümküremez ve burunlarını temizleyemezler. Sümkürme sonradan öğrenilen bir harekettir. Sümkürme eylemini gerçekleştirmek için çocuğun solunum kaslarını kontrol etmeyi öğrenmiş olması gerekir. Bu sebeple yeni doğan ve bebeklerin yaptığı çoğu eylem refleks şeklindedir. Bu koordinasyon en erken 2 yaşında, çoğunlukla da 2,5-3 yaş arasında kazanılır. Bir çocuğun sümkürme yetisini kazanabilmesinde aile ve çevresel faktörler de etkili olur. Çocuklar bu davranışı genellikle ebeveynlerini örnek alarak öğrenirler.

Bebeklerde burun içi temizliği nasıl yapılmalı?

Sağlıklı bir bebekte burundan nefes alıp verirken sıkıntısı yoksa rutin burun temizliği gerekli değildir. Fakat bebeğin nefes alıp verirken burnundan ses geldiği duyuluyorsa, uykuya dalmakta zorlanıyor, uyurken sık sık uyanıyor, emerken bırakıyor ve ağlıyorsa burun içi temizliğinin yapılması gerekir. Burun temizliği en rahat banyo sonrası yapılır. Banyo sırasında burun içerisine giren su, burun içindeki mukus kalıntılarını yumuşatarak atılmasına yardımcı olur. Banyo sonrası bu kirler yumuşak bir kağıt mendil, kulak çöpü, tülbent veya burun aspiratörleri yardımıyla alınabilir. Bunun dışında burunda tıkanıklık devam ediyorsa, serum fizyolojik içeren solüsyonlar bebeğin burnuna damlatılabilir. Bununla bebek rahatlamıyorsa serum fizyolojikle yıkama sonrası mukus tıkaçları burun aspiratörleriyle temizlenebilir.

Bunlar pompa şeklinde olan aspiratörler ve nefesle çalışan burun aspiratörleri olarak iki türlüdür. Nefesle çalışan aspiratörün bir ucu bebeğin burnuna yerleştirilir, diğer uçta temizlik yapan kişinin ağzındadır ve nefesle bebeğin burun salgıları çekilir. Bu metot pompa şeklinde olan aspiratörlere göre daha etkilidir. Bu her iki metot, bebeğin burnunun daha fazla tahriş olmaması için sık yapılmamalıdır. Bebeklerin burun içi mukozaları çok hassas olduğundan temizlerken zorlamak ufak kanamalara sebep olabilir. Serum fizyolojiğin yeterli olmadığı durumlarda tuz içeriği daha yüksek olan hipertonik solüsyonlar kullanılabilir fakat bu solüsyonların da fazla miktarda tüketilmesi sıvı elektrolit dengesizliği oluşturabileceğinden doktorun tavsiye ettiği miktarlarda kullanılmalıdır. Yüksek basınçlı burun spreyleri bebeklerde önerilmez.

pudra.com

Bebeğinizi Öperken Dikkat!

Hayatın ilk yılında bebeğin psiko-sosyal faaliyeti, güvenmeyi öğrenmek. Bebekle annesi arasındaki ilişkiden doğan güven duygusu ileride kurulacak ilişkilerin temelini oluşturur. Güven duygusunun oluşumunda annenin sevgisini ifade eden dengeli ve kararlı tutumu büyük önem taşır. Bunun temelleri ise bebeklik döneminde beslenme, temas, uyku ve temizlik ihtiyaçlarının belirli bir düzen içinde karşılanmasıyla atılır.

Bebekle anne, doğumdan hemen sonraki 2-3 gün içinde birbirlerine uyum sağlarlar. Bu dönemde beraberliğin en yoğun yaşandığı kısım beslenme zamanlarıdır. Beslenme, anne-çocuk ilişkisinde ilk ve en önemli dönemdir. Bu bağlamda fizyolojik ve psikolojik, açıdan yoğun bir beraberliğin sağlanması bakımından anne sütü ile beslenme, biberonla beslenmeye oranla daha etkilidir. Anne-çocuk ilişkisi beslenme ile birlikte, çocuğun banyosu ve altının değiştirilmesiyle genişler. Bu ilişki fiziksel temas büyük önem taşır. Annenin beden kokusu, ısısı ve bebekle teması iletişim açısında çok önemlidir. Annenin yokluğundan kaynaklanan “duygusal yoksunluk” çocukta duygusal ve sosyal gelişim gerilemesine ve gecikmesine neden olmaktadır.

İLK 18 AYA DİKKAT EDİN

Uzmanlar en başarılı anne-çocuk ilişkisinin bebeğin doğal faaliyetine annenin getirdiği, geliştirdiği cevapla başladığını ve gelişimin temelinde anne ile çocuk arasındaki sıcak ilişkinin bulunduğu ifade etti. İlk 18 aylık dönem içinde çocuğun temel bağımlılık ihtiyaçları karşılanmazsa, çocuk kendini kişilik gelişimi açısından özerklik dönemi olan ikinci evreye hazır hissetmiyor. Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Demirdöven, “Çocukların gelişiminde doğumdan itibaren anne ilgisinin sevginin bir yansıması olarak öpmek de bebeğin sağlıklı ruh gelişimine katkıda bulunur.” dedi. Demirdöven, bebekleri öpüp koklarken şu noktalara dikkat edilmesi gerektiğine de işaret etti.

ALKOL VE SİGARA OLUMSUZ ETKİLİYOR

1. Özellikle savunma sistemi henüz yeterince gelişmemiş olan prematüre bebeklerle, ağız temasından kaçınılmalıdır.

2. Zamanında doğmuş bebekleri de ilk 3 ay içinde ağız ve tükürük temasından korumak gerekir.

3. Üçüncü aydan sonra bebekleri buse şeklinde öpmek genellikle zarar vermez, hatta faydalıdır da. Özellikle annelerinin bebeklerini öpmeleri, bebeğin ruh sağlığını olumlu yönde etkiler.

4. Öksüren, burun akıntısı olan, ateşi olan kişilerin bebeğe enfeksiyon bulaştırmamak için bebekleri buse şeklinde de olsa öpmemeleri gerekir.

5. Bebekleri kesinlikle ağızlarından öpmemek gerekir. Çünkü ağız florasındaki mikroplar bu şekilde bebeğe bulaştırılmış olur.

6. Sigara içen kişilerin de bebekleri öpmesi doğru olmaz. Bebek nahoş kokuyu fark eder. İlerdeki yaşamında ruh sağlığına olumsuz katkı yapar.

7. Alkol alan kişilerin de alkollüyken bebeklerden kesinlikle uzak durması gerekir. Bebeği öpmek için ona yaklaşmamalıdır. Bebek odaya alkollü giren kişinin kokusunu hemen tanır ve o kişiye karşı negatif algı geliştirir.

Renkli Lastik Bilekliklerdeki Tehlikeye Dikkat!

Son zamanlarda özellikle çocuklar arasında popüler olan renkli lastik bilekliklere karşı uzmanlar uyarıyor.

Bilekliklerin içinde kansere yol açan yüksek miktarda ‘fitelat’ bulunduğunu aktaran Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Sema Karaoğlu, fitelatların suda çözüldüğü için çok tehlikeli olduğunu söylüyor. Bu bilekliklerin Avrupa’da ve ABD’de yasaklanmış bir ürün olduğuna dikkat çeken Karaoğlu, “Rengarenk lastik bileklikler takmak çocukların çok hoşuna gidiyor olabilir ama anne ve babalar bilsinler ki bu ürünler ileride kansere gerçekten açık bir çektir. Özellikle aileler çocuklarına, belli markaların dışında ürünleri almamaları gerektiğini anlatmalı.” diyor.

(DHA)

Depresyon, Anne Sütünü Kesiyor!

Doğum sonrası anneleri etkileyen lohusa sendromu, tedavi edilmezse anne sütünün kesilmesine yol açabiliyor.

Genellikle ilk gebelikten sonra ortaya çıkan lohusa sendromunda; üzüntü, boşluk duygusu, kaygı, aşırı sinirlilik, ağlama krizleri, bebeği yeterince sevememe ya da bakamama kaygısı gibi durumlar olabiliyor.

Üsküdar Üniversitesi NPISTANBUL Feneryolu Polikliniği’nden uzman klinik psikolog Seliyha Dolaşır;

“Lohusa depresyonu, doğumdan sonraki ilk 6 hafta içinde sinsice başlar ve birkaç ay içinde düzelir. Fakat önlem alınmazsa 1-2 yıla kadar da sürebilir. Moral bozukluğu ve stres anne sütünün azalmasına hatta kesilmesine yol açabilir.” diyor. Dolaşır, geçmişte depresyon ve evlilikle ilgili sorunlar yaşayanların daha çok risk altında olduğunu söylüyor.

Bebeklerin Öğrendiklerini Unutmaması İçin Bakın Ne Gerekli?

Bilim adamlarının yaptığı yeni bir araştırmaya göre, uyku, bebeklerin ve küçük yaşlardaki çocukların öğrenme kabiliyetini kolaylaştırıyor. Bebek ve çocuklar, uyumadan hemen önce öğrendikleri bilgileri hafızalarında daha kolay tutabiliyor.

Bochum ve İngiltere’nin Sheffield şehrinden bilim adamlarının yaptığı araştırmalarda, 6 ila 12 yaş aralığında bulunan toplam 200 bebekte uykunun hafızaya olan etkisini gözlemledi. Bebek ve çocuklara kuklalar vasıtasıyla çeşitli hareketleri gösteren ve ilerleyen günlerde de davranışlarını takip eden uzmanlar, hareketleri öğrendikten yarım saat sonra uyuyan bebek ve çocukların ertesi günlerde bu hareketleri tekrarlamaya çalıştıkları görüldü. Hareketleri öğrendikten sonra uyumayan bebek ve çocuklar ise öğrendiklerini hafızalarında tutamadı.

Bochum Gelişim Psikoloğu Sabine Seehagen, bir öğrenmenin gerçekleştirilmesinden sonra “üzerine uyumak” tavsiyesinin yetişkinler için de geçerli olduğunu söyledi. Seehagen, “Bu araştırmayla birlikte bu metodun bebek yaştan itibaren geçerli olduğunu öğrenmiş olduk.” dedi.

(CİHAN)

Yürüteç Bebekleri Geç Yürütüyor!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Yeni Doğan Uzmanı Prof.Dr. İlknur Kılıç, yürüteçlerin bebekleri erken yürüttüğü bilgisinin yanlış olduğunu söyledi.

Prof.Dr. Kılıç, yaptığı açıklamada, piyasada bebeği yürümeye alıştırmak için çeşitli yürüteçler bulunduğunu anlatarak, “Genellikle anne babalar yürüteç kullanılınca çocuğun daha hızlı yürüyeceğini düşünür. Aynı zamanda çocuk için eğlenceli ve oyalayıcı bulurlar. Yapılan çalışmalar, tam tersine, yürüteçlerin çocuğun yürümeyi öğrenme zamanını etkilemediğini göstermiştir. Üstelik çalışmaların çoğu, bu araçların yürümeyi bir kaç hafta geciktirdiğini bile ortaya koymuştur. Ek olarak yürüteç kullanan bebekler, anormal bir yürüme biçimi kazanabilirler, parmak ucunda yürüme eğilimi gösterirler” dedi.

Yürüteçlerin zararlarının bunlarla da bitmediğine dikkat çeken Kılıç, yürüteçlerin çok sayıda bebeğin hastanelerin aciline getirilmesine de yol açtığına değinerek şöyle konuştu:

“Yürüteçlerde en sık rastlanan kazalar, basamak veya merdivenden düşme, hızla ilerleme ile tehlikeli yerlere çarpabilir. Yürüteçteki bebekler daha yüksek yerlere erişebilir. Böylece masa örtüsünü çekerek masa üzerindeki sıcak çayı, kahveyi devirebilir, ocaktaki çaydanlığa dokunabilir, radyatörlere, şömineye ulaşabilirler. Yürüteçteki bir bebek küvete veya havuza düşüp boğulabilir. Zehirlenmeler de yürüteçteki bir bebeğin daha yükseğe erişebilmesinden kaynaklanır. Yürüteçten kaynaklanan kazaların çoğu anne ve babanın gözü önünde meydana gelir. Yürüteçteki bir bebek saniyede 1 metreden daha fazla yol aldığı için en yakınındaki kişiler bile kazayı önleyemez.”

ABD’de üretilen yürüteçlerin 1997 yılında, ya kapıdan geçemeyecek kadar geniş ya da basamak kenarında durmayı sağlayacak fren sistemine sahip olmasını zorunlu kılan bir standart yürürlüğe konulduğunu anlatan Kılıç, “Avrupa’da 2005’te değişen bebek yürüteci güvenlik standardı da basamak kenarı frenini zorunlu hale getirmiştir. Bununla birlikte, bu iyileştirmeler bile yürüteçlerden kaynaklanan tüm yaralanmaları önlemekten uzaktır. Amerikan Pediatri Akademisi tekerlekli yürüteçlerin üretim ve satışının yasaklanmasını önermektedir. Kanada’da, 2004’te bebek yürüteçlerinin satışı, ithalatı ve reklamı yasaklanmıştır” diye konuştu.

İHA

İşte Aşırı Hijyenin Çocuğunuza Zararı

Astım, hayat boyu sürebilen bir rahatsızlıktır. Uygun tedavi ve düzenli muayenelerle kontrol altına alınmazsa yaşam kalitesini düşürüyor.

Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatma Fidan, aşırı hijyenle birlikte mikropların en aza indirildiği ortamlarda alerjene maruz kalmanın hızlandığını söylüyor. Zira bebeklikten itibaren bakterilerle ne kadar az karşılanırsa, bağışıklık sisteminin alerjik reaksiyon geliştirme riski de artıyor. Fidan, astım belirtilerini şöyle sıralıyor: “Nefes darlığı, hırıltılı/hışıltılı solunum, ıslık sesi şeklinde solunum, hava açlığı, öksürük, koyu kıvamlı, yapışkan, genellikle az miktarda balgam, astım belirtisidir.”

Bebeğinizin Sağlığı İçin Hamilelikte Buna Dikkat Edin

Kadın Hastalıkları ve Doğum Doktoru Kıvanç Şahin, “Gebelik döneminde kilo dengesi, bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelebilmesi için önemlidir. Fazla kilolu anne adaylarında gebelik şekeri ve tansiyonu görülebilir. Bu da bebekte önemli sağlık sorunlarına yol açar. Vücut kitle indeksi çok düşük olan aşırı zayıf gebelerde de bebeğin gelişimi olumsuz etkilenebilir” dedi.

Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Kıvanç Şahin, gebelik döneminde kilo kontrolü ve dengesinin korunması için anne adaylarına önerilerde bulundu. Gebelik döneminde anne adaylarında, bebeğin ihtiyacını karşılayabilmek için kan hacminin arttığını ifade eden Dr. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durum kalbin atım hacmini de yükseltir. Göreceli olarak tüm bunların sonucunda kansızlık ortaya çıkar. Kansızlığın yanı sıra gebenin vücut depolarındaki vitamin ve mineraller de azalır. Özellikle 20’nci haftadan sonra bebeğin kemik gelişiminde önemli rolü olan total kalsiyum miktarı düşer. Gebelerin dişlerindeki çürümenin bir nedeni de vücuttaki kalsiyum miktarının azalmasından kaynaklanmaktadır. Bu dönemde kalsiyum ve magnezyum eksikliği nedeniyle bacaklarda kramplar olur. Gebelikte bebeğin vücut büyümesine bağlı olarak anne adayının protein, karbonhidrat ve yağ ihtiyacı da artar. İlk 3 aydan sonra gebelerin bu ihtiyacı vitamin takviyesi ile giderilir. Özellikle çocuğun zeka gelişimi için önemli olan Omega 3 yağ asitleri, vitamin preparatları ile birlikte verilir.”

Op. Dr. Şahin, gebelere dışardan verilen mineral ve vitaminlerin iştah artırıcı etkiye sahip olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Bu nedenle gebelik döneminde kilo alma riski olanlara bu tür mineral ve vitaminler önerilmez. Beslenme durumu çok kötü, sigara kullanan ve vücut kitle endeksi ideal olmayan anne adaylarına, gebeliğin son ayına kadar vitaminler kesinlikle verilmelidir. Kan ilaçları ise, kan değerlerinin takibine göre kullandırılır. Tüm gebelere rutin olarak kan ilacı verilmesi önerilmez. Hemoglobin değeri 10.5 ya da 11’in altında ise kansızlığı gidermek için ilaç verilir. Gebelik döneminde kırmızı et ve hayvansal gıdaların tüketilmemesi vücutta B12 vitamin eksikliğine neden olur. Sebze tüketmeyen gebelerde ise folik asit eksikliği olabilir. Bu nedenle dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir.”

Dr. Şahin, bebek bekleyen annenin aldığı kilonun, belli bir dengede tutulmaması halinde gebelik tansiyonu ve gebelik şekeri gibi sorunları ortaya çıkarabileceğini, anne adayının kilo dengesi bebek sağlığı için çok önemli olduğunu söyledi.

(DHA)