Kıyı Ege Belediyeler Birliği Üyeleri Küçükkuyu’da Buluştu

Kıyı Ege Belediyeler Birliği olağan toplantısını, Küçükkuyu Belediyesi tarafından düzenlenen 6’ıncı Zeytin Kurtuluş Şenlikleri kapsamında Küçükkuyu’da gerçekleştirdi. “Çocuk Gözüyle Zeytin” adıyla Küçükkuyulu çocuklar tarafından hazırlanan resim sergisiyle başlayan şenlik, halk oyunları gösterileri ve çeşitli etkinliklerle devam etti.
Küçükkuyu’da gerçekleştirilen Kıyı Ege Belediyeler Birliği toplantısına, CHP Yerel Yönetim Sorumlusu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Marmara Grubu Başkanı Akkan Suver, Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, Foça Belediye Başkanı Gökhan Demirağ, Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı, Avcılar Belediye Başkanı Dr. Handan Toprak Benli, Kadıköy Eski Belediye Başkanı Selami Öztürk, Metropol Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi Başkanı Prof. Özer Sencak, P.M İstanbul Milletvekili Aykut Eroğlu, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç SOYER,Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, SODEM Genel Sekreteri Onur Eryüce, Sodem Av. Canan Karaosmanoğlu, Silivri Strateji ve Planlama Müdürü Ömer Sebahattin Çetin, Kıyı Ege Belediyeler Birliği Sekreteri Hurşit Akdemir, Narlıdere Belediye Başkanı Abdul Batur, Çanakkale Milletvekili Bülent Öz, Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, CHP Disiplin Kurulu Üyesi Serdar Soydan, Edremit Belediye Başkanı Kamil Saka, Küçükköy Belediye Başkanı Mesut Ergin,Zeytinli Eski Belediye Başkanı Hasan Arslan, Kazdağları ve Madra Dağı Birliği Eski Belediye Başkanı Cahit İnceoğlu, CHP İl Başkanı Nejat Önder, Çanakkale CHP İlçe Başkanları ve Yönetim Kurulu Üyeleri,Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan,Bozcaada Belediye Başkanı Hakan Can Yılmaz,Geyikli Belediye Başkanı Ercan Yılmaz,Merkez İlçe Başkanı Celal Karakaş,İl Başkan Yardımcısı Faik Göksel ve Muharrem Tüzün, Ayvacık İlçe Başkanı Mesut Bayram,İl Yönetim Üyesi Metin Övün,Bozcaada Belediye Başkanı Dr. Hakan Can Yılmaz ile birlikte çok sayıda yerel yönetici ve siyasetçi katıldı. – AYDIN

Demirel: Hutbeler İktidarı Aklama Seanslarına Dönüştürüldü

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Afyonkarahisar İl Başkanı Raşit Demirel, Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinin iktidarı aklama seanslarına dönüştürüldüğünü söyledi.Demirel, yazılı bir açıklama yaptı.Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, Mardin’de, Güneydoğu’da görev yapan din görevlileriyle yapılan istişare toplantısında, “Bizim için asıl büyük tehlike; yıkıcı, bölücü ideolojilerin Allah korusun camilerimize girmesi, mihraplarımıza bulaşması, minberlerimize taşınmasıdır.” dediğini hatırlatan Demirel, “Diyanet’in son yıllarda camilerde okuttuğu cuma hutbelerinin iktidarın icraatlarını halka kabul ettirmek amacına yönelik olması, Kur’ân ayetlerinin iktidarı masum gösterme adına kullanılması, kalplerde, şehirlerde açılan hendeklerden daha büyük kanallar açmaktadır.” şeklinde konuştu.Caminin kuşatıcı manevi atmosferinde huzur bulmak isteyenlerin siyasetin kirlenmiş iklimiyle karşılaştığını ileri süren Demirel, hutbelerin iktidarın meydan okumalarına ve kendini aklama seanslarına dönüştürüldüğünü ifade etti. Demirel, “İktidar terörle savaşıyorsa, iktidara muhalefet varsa, hemen birlik, beraberlik teröre lanet hutbeleri okutulması, teröristlerle masaya oturulunca da ‘barış, kardeşlik’ hutbeleri okutulması, toplumda açılan yaraların yine cemaatin cebindeki paralarla kapatılmaya çalışılması, içinde bulunduğumuz durumun vahametini özetlemeye yetmektedir.” diye konuştu.Diyanet’in şimdide şehit aileleri, Suriyeliler ve Türkmenlerin yaralarını sarma adına yeni bir yardım kampanyası başlattığını hatırlatan Demirel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Diyanet, iktidarın yaralarını sarma adına yine cami cemaatinin karşısına çıkmıştır. İktidarın siyaset sahnesindeki açtığı yaraları, cami cemaatinin sadakaları ile kapatmak, şehirlerde açılan hendekleri kapatmak kadar kolay değildir. Yardımların yerine ulaşmadığı, kayıtlarının tutulmadığı, şehit ailelerinden başlayarak terör mağdurlarına, Bayır Bucak Türkmenleri’ne kadar sapla samanın karıştırıldığı ortamda oluşan güven bunalımını aşmak hiçte kolay değildir.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Hakkında Suç Duyurusu

Karaman Recep Tayyip Erdoğanı Sevenler Derneği Başkanı Emir Musa Beydili, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulundu.
Karaman Adliyesine giderek savcılığa suç duyurusunda bulunan Emir Musa Beydili, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Ben daha önce de CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hakkında, Türkiye Cumhuriyeti devletini küçük düşürmesinden dolayı suç duyurusunda bulunmuştum. Kılıçdaroğlu hakaretlerine yine devam ediyor. Biliyorsunuz partisinin 35. kurultayında ‘Diktatör bozuntusu olan adam’ diyerek Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir kere daha hakaret etmiştir. Biz bu hakaretleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kabullenemiyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı bir diktatör değil, halkın seçtiği bir liderdir. Halkın içinde gezen Cumhurbaşkanı asla bir diktatör olamaz. Yüzde 52 ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanına her türlü hakareti yapacaksın ve siyaset döneminde devrim yapmış, her seçim de de oyunu arttırarak gelmiş bir lidere bunu yapacaksın bu hakkı kimse sana vermiyor. Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın seveni olarak bugün şahsım olarak suç duyurusunda bulunuyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na “sen seçildin de seni saraya oturtmadılar mı” diyen Beydili, “Bu yapılanlar çok ayıp şeyler. Bunları biz asla kabullenemiyoruz. İnşallah Kılıçdaroğlu bundan sonra bu hatalara tekrar düşmez. Biz ne olursa olsun Sayın Cumhurbaşkanımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Çünkü o bizim liderimiz” diye konuştu. – KARAMAN

66 Yıldır Metali İşliyor

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
Kılıçlardan detaylar
Yılmaz Emen’le röportaj Bugüne kadar birçok ünlü siyasetçiye hediye kılıç yapan 74 yaşındaki Yılmaz Emen, tek gözünü kaybetmesine rağmen minyatür kılıç yapmaya devam ediyor.
Bursa’nın Tarihi Irgandı Çarşılı Köprüsü’deki dükkanında mesleğini sürdüren Emen, sekiz yaşında çırak olarak başladığı işini 66 yıldır yorulmadan yapıyor.
Emen, asıl işinin ağır metal olduğunu belirterek, sanat aşkı nedeniyle bir gözünü yitirdiğini söyledi.
Ağır metal üzerinde sanatına gerçekleştirmeyi sevdiğini belirten Emen şunları kaydetti:
“Doktorlar gözümü kaybettikten sonra diğer gözümü kaybetmemek için ağır metal üzerinde çalışmamı yasakladı. Bu nedenle hafif metaller üzerinde çalışmaya başladım. Kaynak işi yok bunda, ağır metal değil. Tasarım önemli. Metale estetik biçimler vermek hoşuma gidiyor. O da bir canlı eğsen de büksen de yine aynı şekline geliyor. O yüzden metali çok seviyorum. Metalin her çeşidini kullanıyorum. Paslanmazını, demirini, hurdasını her türlü metali kullanıyorum. Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle için de özel bir kılıç yapıp Elize Sarayı’na yolladık. Sonra beni Fransa’ya davet etti. Ürdün Kralı Hüseyin’e altın işlemeli bir kılıç yaptık. Kraliçe 2. Elizabeth’e özel kılıç yaptım.”

Davutoğlu Bugün Türkiye’de Pkk, Suriye Ypg Rusya’nın Açık Bir Enstrümanı, Bir Aracı Konumundadır ve…

Davutoğlu Bugün Türkiye’de PKK, Suriye YPG Rusya’nın açık bir enstrümanı, bir aracı konumundadır ve onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdır
Ümit Kozan Kiev, Ukrayna, 15 Şubat, (DHA)-
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ukrayna ziyareti öncesi uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Salih Müslim’in ‘geri adım atmayacağız’ yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, ‘Geri adım atmayacağız’ demesinin bir anlamı yok. Geri adım attılar. Şu anda Azzez civarında YPG unsurları Azzez’den uzaklaştırıldı. Azzez’e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azzez’in düşmesine izin vermeyeceğiz. Çekilmezlerse o havaalanı kullanılmaz hale gelecek’ dedi.
Davutoğlu, Bugün Türkiye’de PKK, Suriye YPG Rusya’nın açık bir enstrümanı, bir aracı konumundadır ve onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdır dedi.
Davutoğlu, son dönemde parti içindeki gelişmelere dikkat çekerek, ‘Hiçbir şekilde bunu AK Parti içinde bir sıkıntı var, AK Parti’nin kendi iç bütünlüğünü koruyarak 1 Kasım seçimlerinden büyük zaferle çıkmasını kıskanan çevreler olduğu aşikar. Hiçbir arkadaşımız partimizin bütünlüğünü etkileyecek bir tavır içine girmez dedi.
Davutoğlu Bülent Arınç’ın açıklamaları için, ‘Sayın Arınç ve diğer arkadaşların yaptığı açıklamalar, parti kurulları içinde, kendi içimizde konuşulması gereken konular olduğu kanaatindeyim.’ dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ukrayna ziyareti öncesi uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, Özellikle PYD ve YPG’nin Azez çevresindeki hareketliliğine ilişkin soruya Davutoğlu, Tabii, YPG’ye yönelik çağrıların bir anlamı var. Çünkü, YPG, şu anda Rusya’nın Suriye’deki enstrümanıdır. Bunu hem iç kamuoyumuzun hem uluslararası kamuoyunun doğru okuması lazım. Eğer, Rusya Suriye’deki rejimi destekleme konusunda en güçlü enstrümanı nedir diye sorarsanız bu YPG’dir. Suriye krizinin başından itibaren de Suriye rejiminin en önemli enstrümanlarından biri yine YPG’dir. Dolayısıyla, YPG’yi Suriyeli bir aktör olarak görmem mümkün değil. YPG, bir taraftan Suriye rejiminin aracıdır, bir taraftan da açıkçası Rusya’nın bir piyonu mahiyetinde işlev görmektedir. Bu piyon, kendisini DEAŞ’a karşı mücadele ediyorum diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor. Peki, Azzaz ve civarında DEAŞ var mı Yok. Peki, Halep’in kuzeyinde DEAŞ var mı Yok. Orada ne arıyorlar diye sordu.
Davutoğlu, Fırat’ın doğusunda Kobani’de DEAŞ’a karşı mücadele edildi. Biz de destek verdik, Kobanili kardeşlerimizi aldık, peşmergenin Kobani’ye geçmesine izin verdik. Türkiye’ye karşı olmayan unsurlarla biz de destek sağladık ama Azzaz bölgesinde tek bir DEAŞ mensubu yokken, Rusya havadan Azzaz’a, Halep’e saldıracak, karadan İranlı, Şii milisler saldıracak. Bunun başka bir anlamı var, herkesin bunu görmesi lazım. Bugün Türkiye’de PKK, Suriye YPG Rusya’nın açık bir enstrümanı, bir aracı konumundadır ve onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdır. Bu doğru görülmezse, ileride daha başka sıkıntılar doğar. Bizim, tutumuzun son derece meşru bir temeli var. Birincisi, Türkiye kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye’deki gelişmelerden Türkiye kadar etkilenemez. Dolayısıyla, bu güvenlik tedbirlerini almaktan tereddüt etmeyiz. İkincisi, Suriye içindeki gelişmeler bağlamında da ılımlı muhalefeti yok etmeye, Halep-Türkiye koridorunu Azzaz üzerinden de YPG’yle kapatmaya sonraki aşamada da Azzaz’ın da doğusuna geçerek YPG’nin Kobani’den gelen gelmesi muhtemel YPG’lilerle birleşme teşebbüsleri karşısında Türkiye’nin tavrı başından belliydi. Türkiye, YPG Fırat’ın batısına Afrin’in de doğusuna geçmeyecek. Buralarda ılımlı muhalefet var. Ilımlı muhalefeti desteklemek Suriye’de siyasal sürecin başarıya ulaşması için bir şart. Dolayısıyla, bu açıklamaları takip ediyoruz ancak bu açıklamaları bu alandaki tabloyu görerek değerlendirmenin faydalı olduğu kanaatindeyim. dedi.
Türkiye’nin bu konuda kararlı olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, YPG’nin Azzaz’a yönelik her saldırısı, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu saldırılar aynı zamanda büyük bir mülteci akınına da yol açmaktadır. Dolayısıyla bir, Türkiye’ye mülteci akınlarının önlenmesi. İki, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlanması. Üç, ılımlı muhalefetin Rusya, İran, Suriye rejim güçleri yanında YPG ile katılmasının önüne geçmek için bu yaklaşımımız sürecek. Gerekli gördüğümüz yerde gerekli müdahaleleri kullanırız diye konuştu.
KİMSENİN, BÖYLE BİR SAVAŞ ÇIĞLIĞI LOBİSİ OLUŞTURMASI DOĞRU DEĞİL
Suriye’ye yönelik olarak kara operasyonu gündemde, böyle bir şey söz konusu mu sorusuna ise Davutoğlu şu yanıtı verdi
Şöyle bir algı yansıtılıyor biraz da Rusya tarafından bilinçli olarak yapılıyor bu algı operasyonu, ‘Bir dünya savaşı çıkabilir’. Rusya, bunu gündemde tutarak dünyayı tedirgin etmeye ve kendi politikalarını dikte etmeye çalışıyor. Bizim böyle bir algı operasyonuna gelmememiz lazım. 5 yıldır çevremizde, Suriye, Irak, Yemen, Ukrayna’da savaş var, Türkiye’yi biz bu savaşın dışında tuttuk. Gerekli olmadıkça herhangi bir adım atmadık ama gerekli olduğunda da adım atmaktan kaçınmadık. Dolayısıyla, kimsenin böyle bir savaş çığlığı lobisi oluşturması doğru değil. Türkiye, gerekli gördüğü tedbirleri alır ancak bu tür tedbirlerini alırken Türkiye’nin istikrarının etkilenmemesine özen gösterir. Dolayısıyla, bu tür spekülasyonları ‘savaşa giriyoruz, girdik’ gibi, kesinlikle gündemde tutmamak lazım.
KARA HAREKATI
Davutoğlu son dönemde gündemde olan Suriye’ye kara harekatı konusunda ilişkin, Biz, daha Suriye’de güvenli bölge ihtasını söylemiştik. Eğer o zaman güvenli bölge ihtası olmuş olsaydı ve hava operasyonları olmamış olsaydı bugün Suriye’de çok farklı bir tablo olmuş olabilirdi. Suriye’deki temel problem başından itibaren Suriye rejiminin ve şimdi de Rusya’nın havadan yaptığı saldırılar. Yani, karada kendi vatanını savunan Suriyeli kardeşlerimize bir üstünlük kuramayınca hava gücüyle Suriyeli kardeşlerimizin üzerine bombalar yağdırıyor. Esas problem burada hava saldırılarının durmasıydı. Bu sağlanamadı. Türkiye’nin yıllardır söylediği gerekli adımlar atılmadı. Türkiye’nin öngördüğü politikalar uygulanmaması dolayısıyla ne kadar büyük hatalar yapıldığı batı basınında yer alıyor. Şu anda önce hava saldırıları durmalı, arkasından alanda savaş suçu işleyen rejim unsurları ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin dışında kalan ve Suriye halkının temsilcisi olan gruplar desteklenmeli ve belli bir dengeyle Suriye’de barış süreci inşa edilmeli. dedi.
RUSYA HASTENELERİ FIRINLARI KAMPLARI VURUYOR
Davutoğlu başka bir soru üzerine, Hastaneler, fırınlar ve kamplar. Rusya’nın şu anda yapmak istediği şiddetin en uç noktasını uygulayarak halkı tedirgin etmek. Esad rejimi kalsın gibi bir psikolojiye halkı sokmak. Zaten Rusya bunu Çeçenistan’da da aynı taktiği uyguladı, şu anda Suriye’de uyguladığı taktikle Çeçenistan’da uyguladığı taktik aynı dedi.
Bizim, bu anlamda bütün Batı ülkelerine Biden’a söylediğim açık ve netti. Türkiye, yanında, çevresinde böylesine bir savaşın etkilerine daha fazla bigane kalamaz
SELİN SAYEK BÖKE KONUSU
Çok net bir tavır takınmak lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşları eşit haklara sahiptir herhangi bir vatandaşın geçmiş kökeni etrafında yapılan tartışma kesinlikle insan haklarına aykırıdır ve etnik bir ırkçılık dozu taşır. Biz, kimsenin geçmiş kökenini araştırmak üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmayız. Türkiye’de, Kürt, Türk, Sunni Alevi 78 milyon vatandaş eşittir. Siyaseten bunu istismar edenleri, siyasi ahlaka aykırı davrandığı kanaatindeyim. Bu konuda Selin Hanım’ın açıklamaların doğru olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum
Kendisinin, ‘safınızı belirleyin…açıklaması..Kılıçdaroğlu’nun son açıklaması
Davutoğlu CHP’nin HDP’leştiğini ifade ederek şunları kaydetti Biz, Türkiye’nin çıkarlarının çıkarları söz konusu olduğunda her zaman ilkesel bir tutum sergiledik. Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Esad’la problem yaşadığımızda Esad’ın diliyle konuştu. Rusya ile problem yaşadığımızda Rusya’nın diliyle konuştu. Mısır’la demokrasi üzerinden problem yaşadığımızda Mısır’ın diliyle konuştu. Şimdi, milletvekilleri YPG ile problem yaşadığında milletvekilleri gidip YPG ağzıyla konuşuyor ve YPG’nin DEAŞ’a karşı ülkelerini savunan vatanperver bir örgüt gibi yansıtmaya çalışıyor. HDP’nin dilidir, CHP HDP’leşiyor o anlamda. Bu anlamda ben Kılıçdaroğlu safını belirlesin dedim. Kılıçdaroğlu şu anda Suriye politikasında CHP, Suriye halkını temsil eden ılımlı muhalefet dışında kalan bütün unsurlarla işbirliği yaptı. Şimdi de Rusya’nın piyonu haline gelmiş olan, özellikle uçak olayından sonra, tamamıyla Rusya’nın güdümünde işbirlikçi hale gelmiş olan YPG’nin ağzıyla konuşuyor. Şimdi, Halep Rus işgaline karşı direniyor. Biz, bu anlamda YPG’yi ve aynen PKK’yı Türkiye içinde de yüzyıl önce Rus işgaliyle Ermeni çetelerinin uyguladığı politikayı takip eden bir politika uyguluyor YPG ve PKK.?KENDİ İÇİMİZDE KONUŞULMASI KANAATİNDEYİM
Geçmişte bakanlık yapmış isimlerin açıklamalarının sorulması üzerine Davutoğlu, AK Parti, onurlu insanların partisidir. Şu ana kadar da AK Parti içinde belli ilkeler oturmuştur. Sayın Abdullah Gül’ün, arkadaşlarıyla, Cumhurbaşkanımızla ve diğer arkadaşlarımızla görüşmesinden daha doğal bir durum yok. Sayın Arınç ve diğer arkadaşların yaptığı açıklamalar, parti kurulları içinde, kendi içimizde konuşulması gereken konular olduğu kanaatindeyim. Bu konuda kendileriyle konuştum, tekrar konuşacağım. Hiçbir zaman ben bu tartışmalar üzerinden AK Parti’ye dönük spekülasyon yapılmasına izin vermem. Kim, kanaat beyan ederse hangi yönde olursa olsun herkesle konuşur, bu kanaatlerin parti kanalları içinde ve bu çerçevede partideki bütünlüğünü etkileyemecek şekilde dile getirilmesinin doğru olacağı kanaatindeyim. Hiçbir şekilde bunu AK Parti içinde bir sıkıntı var, AK Parti’nin kendi iç bütünlüğünü koruyarak 1 Kasım seçimlerinden büyük zaferle çıkmasını kıskanan çevreler olduğu aşikar. Hiçbir arkadaşımız partimizin bütünlüğünü etkileyecek bir tavır içine girmez şeklinde konuştu.
Arınç ve diğer isimler için özel planlama yapılacak mı sorusuna Davutoğlu, Hiç özel bir planlamaya ihtiyaç yok. Kendilerinin öyle bir ifadeleri yok. Kopmak istedikleri gibi bir varsayım zaten yok. Biz bu konuları zaten MYK’da da ele aldık. AK Parti kendi içinde bütün bunları aşacak olgunluğa sahiptir cevabını verdi.
AZZEZ’İN DÜŞMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ
Cenevre görüşmelerine ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, Rusya, Halep-Türkiye koridorunu kapattı. YPG niye saldırıyor şimdi. Masaya benim de oturmam lazım diye göstermeye çalışıyor. Rusya, YPG’yi kullanarak demeye çalışıyor ki, Cenevre masasında YPG olsun. YPG’yi masaya çekme çabası var. Muhalefet safında YPG’nin masaya oturmasına izin vermedik, vermeyeceğiz. YPG, rejimin, Rusya’nın piyonudur diye konuştu.
Salih Müslim’in ‘geri adım atmayacağız’ yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, Geri adım atmayacağız’ demesinin bir anlamı yok. Geri adım attılar. Şu anda Azzez civarında YPG unsurları Azzez’den uzaklaştırıldı. Azzez’e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azzez’in düşmesine izin vermeyeceğiz. Çekilmezlerse o havaalanı kullanılmaz hale gelecek, bunu Biden’a da söyledim. Bu anlamda, Salih Müslim’in açıklamalarının anlamı yok. Türkiye’nin müdahalesi olmamış olsaydı şu anda Tel Rıfat ile Azzez’i ele geçirmiş olacaklardı. Azzaz’a bir buçuk kilometre yaklaştıkları için biz uyardık. Biz, Rusya’yı da kaç kez uyardık. Yapmayın, sınırımıza yaklaşmayın, ihlal etmeyin, bu uyarıları dinlemedikleri için bu oldu. Aynı şekilde YPG’yi de uyardık. Fırat’ın batısına geçmeyeceksiniz, Azzaz’a da yaklaşmayacaksınız. Şimdi de uyarıyoruz, yaklaşmayacaklar. Türkiye üzerinden Avrupa’nın bu göç akınları üzerinden bası altında tutulması’Bu, sadece Türkiye’ye dönük bir hamle değil. Bu, Ukrayna konusunda AB ile problem yaşayan Rusya’nın Avrupa’ya dönük bir hamlesidir. Sayın Merkel’le bu konuda aynı fikire sahibiz. Ukrayna üzerinden Avrupa, Suriye üzerinden Türkiye’ye dönük bir hamle. Onun için son dönemde Türkiye ile AB politikalarında ciddi bir yakınlaşma var. Çünkü biliyoruz ki biz Ukrayna’da da Suriye’de de hamleler hem Avrupa’ya dönük hamleler şeklinde konuştu.
(Tür: Dış)

Davutoğlu:

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ukrayna ziyareti öncesi uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Salih Müslim’in ‘geri adım atmayacağız’ yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, ” ‘Geri adım atmayacağız’ demesinin bir anlamı yok. Geri adım attılar. Şu anda Azzez civarında YPG unsurları Azzez’den uzaklaştırıldı. Azzez’e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azzez’in düşmesine izin vermeyeceğiz. Çekilmezlerse o havaalanı kullanılmaz hale gelecek” dedi.
Davutoğlu, “Bugün Türkiye’de PKK, Suriye YPG Rusya’nın açık bir enstrümanı, bir aracı konumundadır ve onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdır” dedi.
Davutoğlu, son dönemde parti içindeki gelişmelere dikkat çekerek, “Hiçbir şekilde bunu AK Parti içinde bir sıkıntı var, AK Parti’nin kendi iç bütünlüğünü koruyarak 1 Kasım seçimlerinden büyük zaferle çıkmasını kıskanan çevreler olduğu aşikar. Hiçbir arkadaşımız partimizin bütünlüğünü etkileyecek bir tavır içine girmez” dedi.
Davutoğlu Bülent Arınç’ın açıklamaları için, “Sayın Arınç ve diğer arkadaşların yaptığı açıklamalar, parti kurulları içinde, kendi içimizde konuşulması gereken konular olduğu kanaatindeyim.” dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ukrayna ziyareti öncesi uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, “Özellikle PYD ve YPG’nin Azez çevresindeki hareketliliğine” ilişkin soruya Davutoğlu, “Tabii, YPG’ye yönelik çağrıların bir anlamı var. Çünkü, YPG, şu anda Rusya’nın Suriye’deki enstrümanıdır. Bunu hem iç kamuoyumuzun hem uluslararası kamuoyunun doğru okuması lazım. Eğer, Rusya Suriye’deki rejimi destekleme konusunda en güçlü enstrümanı nedir diye sorarsanız bu YPG’dir. Suriye krizinin başından itibaren de Suriye rejiminin en önemli enstrümanlarından biri yine YPG’dir. Dolayısıyla, YPG’yi Suriyeli bir aktör olarak görmem mümkün değil. YPG, bir taraftan Suriye rejiminin aracıdır, bir taraftan da açıkçası Rusya’nın bir piyonu mahiyetinde işlev görmektedir. Bu piyon, kendisini DEAŞ’a karşı mücadele ediyorum diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor. Peki, Azzaz ve civarında DEAŞ var mı? Yok. Peki, Halep’in kuzeyinde DEAŞ var mı? Yok. Orada ne arıyorlar?” diye sordu.
Davutoğlu, “Fırat’ın doğusunda Kobani’de DEAŞ’a karşı mücadele edildi. Biz de destek verdik, Kobanili kardeşlerimizi aldık, peşmergenin Kobani’ye geçmesine izin verdik. Türkiye’ye karşı olmayan unsurlarla biz de destek sağladık ama Azzaz bölgesinde tek bir DEAŞ mensubu yokken, Rusya havadan Azzaz’a, Halep’e saldıracak, karadan İranlı, Şii milisler saldıracak. Bunun başka bir anlamı var, herkesin bunu görmesi lazım. Bugün Türkiye’de PKK, Suriye YPG Rusya’nın açık bir enstrümanı, bir aracı konumundadır ve onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdır. Bu doğru görülmezse, ileride daha başka sıkıntılar doğar. Bizim, tutumuzun son derece meşru bir temeli var. Birincisi, Türkiye kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye’deki gelişmelerden Türkiye kadar etkilenemez. Dolayısıyla, bu güvenlik tedbirlerini almaktan tereddüt etmeyiz. İkincisi, Suriye içindeki gelişmeler bağlamında da ılımlı muhalefeti yok etmeye, Halep-Türkiye koridorunu Azzaz üzerinden de YPG’yle kapatmaya sonraki aşamada da Azzaz’ın da doğusuna geçerek YPG’nin Kobani’den gelen gelmesi muhtemel YPG’lilerle birleşme teşebbüsleri karşısında Türkiye’nin tavrı başından belliydi. Türkiye, YPG Fırat’ın batısına Afrin’in de doğusuna geçmeyecek. Buralarda ılımlı muhalefet var. Ilımlı muhalefeti desteklemek Suriye’de siyasal sürecin başarıya ulaşması için bir şart. Dolayısıyla, bu açıklamaları takip ediyoruz ancak bu açıklamaları bu alandaki tabloyu görerek değerlendirmenin faydalı olduğu kanaatindeyim.” dedi.
Türkiye’nin bu konuda kararlı olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, “YPG’nin Azzaz’a yönelik her saldırısı, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu saldırılar aynı zamanda büyük bir mülteci akınına da yol açmaktadır. Dolayısıyla bir, Türkiye’ye mülteci akınlarının önlenmesi. İki, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlanması. Üç, ılımlı muhalefetin Rusya, İran, Suriye rejim güçleri yanında YPG ile katılmasının önüne geçmek için bu yaklaşımımız sürecek. Gerekli gördüğümüz yerde gerekli müdahaleleri kullanırız” diye konuştu.
KİMSENİN, BÖYLE BİR SAVAŞ ÇIĞLIĞI LOBİSİ OLUŞTURMASI DOĞRU DEĞİL
“Suriye’ye yönelik olarak kara operasyonu gündemde, böyle bir şey söz konusu mu?” sorusuna ise Davutoğlu şu yanıtı verdi:
“Şöyle bir algı yansıtılıyor biraz da Rusya tarafından bilinçli olarak yapılıyor bu algı operasyonu, ‘Bir dünya savaşı çıkabilir’. Rusya, bunu gündemde tutarak dünyayı tedirgin etmeye ve kendi politikalarını dikte etmeye çalışıyor. Bizim böyle bir algı operasyonuna gelmememiz lazım. 5 yıldır çevremizde, Suriye, Irak, Yemen, Ukrayna’da savaş var, Türkiye’yi biz bu savaşın dışında tuttuk. Gerekli olmadıkça herhangi bir adım atmadık ama gerekli olduğunda da adım atmaktan kaçınmadık. Dolayısıyla, kimsenin böyle bir savaş çığlığı lobisi oluşturması doğru değil. Türkiye, gerekli gördüğü tedbirleri alır ancak bu tür tedbirlerini alırken Türkiye’nin istikrarının etkilenmemesine özen gösterir. Dolayısıyla, bu tür spekülasyonları ‘savaşa giriyoruz, girdik’ gibi, kesinlikle gündemde tutmamak lazım.”
KARA HAREKATI
Davutoğlu son dönemde gündemde olan Suriye’ye kara harekatı konusunda ilişkin, “Biz, daha Suriye’de güvenli bölge ihtasını söylemiştik. Eğer o zaman güvenli bölge ihtası olmuş olsaydı ve hava operasyonları olmamış olsaydı bugün Suriye’de çok farklı bir tablo olmuş olabilirdi. Suriye’deki temel problem başından itibaren Suriye rejiminin ve şimdi de Rusya’nın havadan yaptığı saldırılar. Yani, karada kendi vatanını savunan Suriyeli kardeşlerimize bir üstünlük kuramayınca hava gücüyle Suriyeli kardeşlerimizin üzerine bombalar yağdırıyor. Esas problem burada hava saldırılarının durmasıydı. Bu sağlanamadı. Türkiye’nin yıllardır söylediği gerekli adımlar atılmadı. Türkiye’nin öngördüğü politikalar uygulanmaması dolayısıyla ne kadar büyük hatalar yapıldığı batı basınında yer alıyor. Şu anda önce hava saldırıları durmalı, arkasından alanda savaş suçu işleyen rejim unsurları ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin dışında kalan ve Suriye halkının temsilcisi olan gruplar desteklenmeli ve belli bir dengeyle Suriye’de barış süreci inşa edilmeli.” dedi.
RUSYA HASTENELERİ FIRINLARI KAMPLARI VURUYOR
Davutoğlu başka bir soru üzerine, “Hastaneler, fırınlar ve kamplar. Rusya’nın şu anda yapmak istediği şiddetin en uç noktasını uygulayarak halkı tedirgin etmek. Esad rejimi kalsın gibi bir psikolojiye halkı sokmak. Zaten Rusya bunu Çeçenistan’da da aynı taktiği uyguladı, şu anda Suriye’de uyguladığı taktikle Çeçenistan’da uyguladığı taktik aynı” dedi.
“Bizim, bu anlamda bütün Batı ülkelerine Biden’a söylediğim açık ve netti. Türkiye, yanında, çevresinde böylesine bir savaşın etkilerine daha fazla bigane kalamaz”
SELİN SAYEK BÖKE KONUSU
“Çok net bir tavır takınmak lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşları eşit haklara sahiptir herhangi bir vatandaşın geçmiş kökeni etrafında yapılan tartışma kesinlikle insan haklarına aykırıdır ve etnik bir ırkçılık dozu taşır. Biz, kimsenin geçmiş kökenini araştırmak üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmayız. Türkiye’de, Kürt, Türk, Sunni Alevi 78 milyon vatandaş eşittir. Siyaseten bunu istismar edenleri, siyasi ahlaka aykırı davrandığı kanaatindeyim. Bu konuda Selin Hanım’ın açıklamaların doğru olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum”
“Kendisinin, ‘safınızı belirleyin…açıklaması..Kılıçdaroğlu’nun son açıklaması”
Davutoğlu CHP’nin HDP’leştiğini ifade ederek şunları kaydetti: “Biz, Türkiye’nin çıkarlarının çıkarları söz konusu olduğunda her zaman ilkesel bir tutum sergiledik. Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Esad’la problem yaşadığımızda Esad’ın diliyle konuştu. Rusya ile problem yaşadığımızda Rusya’nın diliyle konuştu. Mısır’la demokrasi üzerinden problem yaşadığımızda Mısır’ın diliyle konuştu. Şimdi, milletvekilleri YPG ile problem yaşadığında milletvekilleri gidip YPG ağzıyla konuşuyor ve YPG’nin DEAŞ’a karşı ülkelerini savunan vatanperver bir örgüt gibi yansıtmaya çalışıyor. HDP’nin dilidir, CHP HDP’leşiyor o anlamda. Bu anlamda ben Kılıçdaroğlu safını belirlesin dedim. Kılıçdaroğlu şu anda Suriye politikasında CHP, Suriye halkını temsil eden ılımlı muhalefet dışında kalan bütün unsurlarla işbirliği yaptı. Şimdi de Rusya’nın piyonu haline gelmiş olan, özellikle uçak olayından sonra, tamamıyla Rusya’nın güdümünde işbirlikçi hale gelmiş olan YPG’nin ağzıyla konuşuyor. Şimdi, Halep Rus işgaline karşı direniyor. Biz, bu anlamda YPG’yi ve aynen PKK’yı Türkiye içinde de yüzyıl önce Rus işgaliyle Ermeni çetelerinin uyguladığı politikayı takip eden bir politika uyguluyor YPG ve PKK.”
KENDİ İÇİMİZDE KONUŞULMASI KANAATİNDEYİM
“Geçmişte bakanlık yapmış isimlerin açıklamalarının” sorulması üzerine Davutoğlu, “AK Parti, onurlu insanların partisidir. Şu ana kadar da AK Parti içinde belli ilkeler oturmuştur. Sayın Abdullah Gül’ün, arkadaşlarıyla, Cumhurbaşkanımızla ve diğer arkadaşlarımızla görüşmesinden daha doğal bir durum yok. Sayın Arınç ve diğer arkadaşların yaptığı açıklamalar, parti kurulları içinde, kendi içimizde konuşulması gereken konular olduğu kanaatindeyim. Bu konuda kendileriyle konuştum, tekrar konuşacağım. Hiçbir zaman ben bu tartışmalar üzerinden AK Parti’ye dönük spekülasyon yapılmasına izin vermem. Kim, kanaat beyan ederse hangi yönde olursa olsun herkesle konuşur, bu kanaatlerin parti kanalları içinde ve bu çerçevede partideki bütünlüğünü etkileyemecek şekilde dile getirilmesinin doğru olacağı kanaatindeyim. Hiçbir şekilde bunu AK Parti içinde bir sıkıntı var, AK Parti’nin kendi iç bütünlüğünü koruyarak 1 Kasım seçimlerinden büyük zaferle çıkmasını kıskanan çevreler olduğu aşikar. Hiçbir arkadaşımız partimizin bütünlüğünü etkileyecek bir tavır içine girmez” şeklinde konuştu.
“Arınç ve diğer isimler için özel planlama yapılacak mı?” sorusuna Davutoğlu, “Hiç özel bir planlamaya ihtiyaç yok. Kendilerinin öyle bir ifadeleri yok. Kopmak istedikleri gibi bir varsayım zaten yok. Biz bu konuları zaten MYK’da da ele aldık. AK Parti kendi içinde bütün bunları aşacak olgunluğa sahiptir” cevabını verdi.
AZZEZ’İN DÜŞMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ
Cenevre görüşmelerine ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, “Rusya, Halep-Türkiye koridorunu kapattı. YPG niye saldırıyor şimdi. Masaya benim de oturmam lazım diye göstermeye çalışıyor. Rusya, YPG’yi kullanarak demeye çalışıyor ki, Cenevre masasında YPG olsun. YPG’yi masaya çekme çabası var. Muhalefet safında YPG’nin masaya oturmasına izin vermedik, vermeyeceğiz. YPG, rejimin, Rusya’nın piyonudur” diye konuştu.
Salih Müslim’in ‘geri adım atmayacağız’ yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, “Geri adım atmayacağız’ demesinin bir anlamı yok. Geri adım attılar. Şu anda Azzez civarında YPG unsurları Azzez’den uzaklaştırıldı. Azzez’e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azzez’in düşmesine izin vermeyeceğiz. Çekilmezlerse o havaalanı kullanılmaz hale gelecek, bunu Biden’a da söyledim. Bu anlamda, Salih Müslim’in açıklamalarının anlamı yok. Türkiye’nin müdahalesi olmamış olsaydı şu anda Tel Rıfat ile Azzez’i ele geçirmiş olacaklardı. Azzaz’a bir buçuk kilometre yaklaştıkları için biz uyardık. Biz, Rusya’yı da kaç kez uyardık. Yapmayın, sınırımıza yaklaşmayın, ihlal etmeyin, bu uyarıları dinlemedikleri için bu oldu. Aynı şekilde YPG’yi de uyardık. Fırat’ın batısına geçmeyeceksiniz, Azzaz’a da yaklaşmayacaksınız. Şimdi de uyarıyoruz, yaklaşmayacaklar. Türkiye üzerinden Avrupa’nın bu göç akınları üzerinden bası altında tutulması…Bu, sadece Türkiye’ye dönük bir hamle değil. Bu, Ukrayna konusunda AB ile problem yaşayan Rusya’nın Avrupa’ya dönük bir hamlesidir. Sayın Merkel’le bu konuda aynı fikire sahibiz. Ukrayna üzerinden Avrupa, Suriye üzerinden Türkiye’ye dönük bir hamle. Onun için son dönemde Türkiye ile AB politikalarında ciddi bir yakınlaşma var. Çünkü biliyoruz ki biz Ukrayna’da da Suriye’de de hamleler hem Avrupa’ya dönük hamleler” şeklinde konuştu. – Kiev

Bakan Yıldırım, Başkanlık Sistemini Savundu

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İzmir’de ‘Gönül sofrası’ adı altında yapılan toplantıda sivil toplum kurulu temsilcileriyle akşam yemeği yedi. Yıldırım, başkanlık sistemini savunurken, “Bazıları ‘ Türkiye bölünecek, eyaletlere ayrılacak’ diyor. Bunlar külliyen yalandır, yanlıştır, kasıtlıdır” dedi.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Balçova Termal Otel’de İzmir Valisi Mustafa Toprak’ın da katıldığı toplantıda konuşan Yıldırım, halkın başkanlık sistemiyle bir sorunu olmadığını belirterek, şunları söyledi:  
“Günden güne başkanlığa ilgi artıyor. Sorun siyasette. Maalesef siyaset Türkiye’de istenen olgunluğa gelmedi. Ben de bir siyasetçiyim. Biz siyasette birinci kademedeyiz henüz. Birinci kademe, sorunların tanımında anlaşamamaktadır. Şu anda Türk siyasetinde sorunların tanımında anlaşamama var. Gelişmiş demokrasilerde sorunların tanımında bir anlaşmazlık yok. Biz oraya henüz gelemedik. Biz sorunların tanımını henüz konuşuyoruz. Demokrasimizin yol alması gereken epey zaman var. Biz ne kadar birbirimizle uğraşırsak o kadar enerjimizi boşa tüketiriz. Bunu da dışarıdakiler görüyor. Bugün başına iş gelen devletlerin niye bu hale geldiklerine bakın, bunu göreceksiniz. Onun için asla öyle bir oyuna gelmememiz gerekir.”
“7 HAZİRAN’DA TÜRKİYE’NİN YAŞADIKLARINI GÖRDÜNÜZ”
Bakan Yıldırım, başkanlık sistemini anlatırken, 1982 Anayasası’nda parlamenterin sistemin öngörüldüğünü, cumhurbaşkanının yetkileri bulunduğunu anlatırken şöyle dedi:
“Yetkileri o dönemde o kadar geniş tutmuşlar ki, parlamenter sistemi olmasına rağmen Fransa’daki yarı başkanlık sisteminin neredeyse tıpa tıp aynısı. Tek fark Fransa’da başkan parlamentoyu feshediyor. Biz de ediyor ama belirli şartları var. Bu kadar benzer, adı parlamenter sistem. İki tercihimiz var. Biri; tekrar güçlendirilmiş parlamenter sistemi, ya da üniter başkanlık sistemine geçeceğiz. Bazıları ‘ Türkiye bölünecek, eyaletlere ayrılacak’ diyor. Bunlar külliyen yalan, yanlış, kasıtlıdır. Başkanlık sistemi ile belediye başkanı seçimi arasında hiçbir fark yok. Tek farkı var; belediye başkanı iyi çalışırsa, 10 dönem seçilebilir. Başkanlıkta artık diktatörlüğe dönüşmesin diye iki dönem şartı getirilmiş iyi çalışsa bile. Niye başkanlık sisteminde ısrar ediyoruz? 7 Haziran’da Türkiye’nin yaşadıklarını gördünüz.”
“DÜNYA BÖLGEDE OLANLARA GÖZÜNÜ KAPAMIŞ, KULAĞINI TIKAMIŞ”
Türkiye gündemi ve mülteci sorununa da dikkat çeken Yıldırım, milletin huzurunu bozma gayreti olduğunu anlatırken Türkiye’nin Güneydoğu Bölgesi’nde bir büyük oyunun tezgahlandığını ifade ederken şöyle dedi:
“Bu oyun esasen Osmanlı coğrafyasının değişmesinden, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra yaratılan bir proje. 100 yıl sonra bölgeyi tekrar hareketlendirmek, tesis edilmiş kardeşliği bozmak için yoğun bir çalışma var. Bir yandan Türkiye içerisinde terörü cesaretlendirerek, milletimizin huzurunu bozma gayretleri varken, bir yandan da bölgeyi maalesef kan gölüne çevirdiler. Bugün dünyada yaşayan her 122 insandan biri mülteci konumuna düştü. Eğer mülteciler ayrı devlet kursa dünyanın 24’üncü büyük devleti haline geliyor. O insanlar niye bıraksın yurdunu? Malı mülkü, soyu sopu orada ama yaşam hakkı en kutsal haktır. Maalesef onu bile çok gördüler. Uygar dünya bölgede olanlara gözünü kapamış kulağını tıkamış izliyor.” 
BM’NİN BÜYÜK BİRADERLERİ BÜYÜK YANILGI İÇİNDE
Yıldırım, Suriye, Irak, Yemen’de daha ne kadar masum insanların hayatını kaybedeceklerini sorduktan sonra küresel siyasette söz sahibi olan ‘beş kardeşler’ olarak nitelendirdiği ‘ Birleşmiş Milletler’in büyük biraderlerinin’ büyük yanılgı içinde olduğunu ifade etti. İnsanlığa ve insan onuruna sahip çıkan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten Yıldırım, şöyle devam etti:
“Bu bizim inancımızın gereğidir. Bize yakışanı yaptık. Fırsatçılığı değil insanlığı tercih ettik. Bu kadar acı tecrübe yetmezmiş gibi Halep’te yaşayan insanları da yerlerinden etmeye çalışıyorlar. ‘Nasıl olsa Türkiye bunları alır’ diyorlar. Türkiye gayet tabii her türlü imkanını zorlayarak dardaki herkese yardım eder ama bu yol yol değildir. Bu gidişat gidişat değildir. Daha fazla kan dökülmesinin önüne geçmek için tarihin verdiği sorumluluğu yerine getirilmeli. Sadece insanlar ölmüyor. İnsanlık da ölüyor. Küresel barışın sağlanması için mutlaka Birleşmiş Milletler yapısının tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor.”
“BU YOL ÇIKMAZ SOKAKTIR, VATANDAŞLA ARAMIZDAN ÇIKIN”
Türkiye’nin terörle ilgili konulara yabancı olmadığını ancak sürecin çok hoyratça kullanılarak Türkiye’yi meşgul eden organizasyonların yapıldığını öne süren Yıldırım, şöyle konuştu:
“İçerideki terör unsurlarını destekleyen sözüm ona komşularımız var. Bu komşular geçmişte dara düştüklerinde onların yanında yer aldık. Eli kanlı terör örgütüne bir çift lafım var; bu yol çıkmaz bir sokaktır. Bu yoldan vazgeçin. Vatandaşlarımızla aramızdan çıkın. PKK terör örgütünün Kürtler diye bir sorunu yok. Ne var? Orada yaşayan Kürt vatandaşlarımızın terör örgütü gibi bir sorunları var. Bizim görevimiz terör örgütünü etkisiz hale getirmek, Türkiye’nin gücünü, enerjisini yok eden beladan kurtarmak. Büyük bedel ödediğimiz toprakların bölünmesine asla izin vermeyeceğiz ve terörü Türkiye’nin gündeminde en alt sıraya getirmeye kararlıyız. Bunun için milletimizin desteği tamdır. Çünkü hiç kimse kazanımlarının bir hiç uğruna yok olmasını istemiyor. Irak, Suriye, Mısır, Ukrayna, Yemen ne hale geldi. Onun için çok dikkatli olacağız.”
“DOSTLUĞUMUZ KIYMETLİ, DÜŞMANLIĞIMIZ ŞİDDETLİ”
İnsan kaçakçılarına yönelik baskınlar yapıldığını da kaydeden Yıldırım, bir insanı kurtarmanın bütün cihanı yaşatmak anlamına geldiğini ifade etti. Sorumluluklarının büyük olduğunu söyleyen Yıldırım, dostluklarının kıymetli düşmanlıklarının şiddetli olduğunu belirterek, şöyle dedi:
“Ege’de göçmenlerin maalesef denizde hayatlarını kaybediyorlar. Bunu ticarete dönüştüren vicdansızlar var. İzmir’in de adı sık geçiyor. Marmaris’ten Çanakkale’ye kadar olsa sahil bandında en çok ismi geçen illerden biri İzmir. Çeşitli ihbarları değerlendirerek belirli yerlere baskın yaptık. 80’in üzerinden ‘merdiven altı’ dediğimiz güvenliksiz şişme bot ele geçirip imha ettik. Her bir botta 40-50 kişi olduğunu düşünürsek, ölüme seyre çıkan 4 bin-4 bin 500 insanı kurtarmış olduk. Bir insanı bile kurtarmak bütün bir cihanı yaşatmak anlamına geliyor. Hepimizin sorumluluğu büyük. ‘Bana ne’ diyemeyiz. Bu ülkenin başını ağrıtan her işten hepimiz sorumluyuz. Dün herkesin başını ağrıtan, dost bildiklerimizin başını ağrıtan terör grupları bugün onlara dost oldu. Bunu da ibretle izliyoruz. Bunlar tesadüfi değil. Bunların her birinin arkasında hesap-kitap var. Onların bilmediği şey; bizim dostluğumuz çok kıymetlidir ama düşmanlığımız da çok şiddetlidir. Bunu da bir yere not etsinler.” – İzmir

Davutoğlu Bugün Türkiye’de Pkk, Suriye Ypg Rusya’nın Açık Bir Enstrümanı, Bir Aracı Konumundadır ve…

Davutoğlu Bugün Türkiye’de PKK, Suriye YPG Rusya’nın açık bir enstrümanı, bir aracı konumundadır ve onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdır
Ümit Kozan Kiev, Ukrayna, 15 Şubat, (DHA)-
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ukrayna ziyareti öncesi uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Salih Müslim’in ‘geri adım atmayacağız’ yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, ‘Geri adım atmayacağız’ demesinin bir anlamı yok. Geri adım attılar. Şu anda Azzez civarında YPG unsurları Azzez’den uzaklaştırıldı. Azzez’e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azzez’in düşmesine izin vermeyeceğiz. Çekilmezlerse o havaalanı kullanılmaz hale gelecek’ dedi.
Davutoğlu, Bugün Türkiye’de PKK, Suriye YPG Rusya’nın açık bir enstrümanı, bir aracı konumundadır ve onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdır dedi.
Davutoğlu, son dönemde parti içindeki gelişmelere dikkat çekerek, ‘Hiçbir şekilde bunu AK Parti içinde bir sıkıntı var, AK Parti’nin kendi iç bütünlüğünü koruyarak 1 Kasım seçimlerinden büyük zaferle çıkmasını kıskanan çevreler olduğu aşikar. Hiçbir arkadaşımız partimizin bütünlüğünü etkileyecek bir tavır içine girmez dedi.
Davutoğlu Bülent Arınç’ın açıklamaları için, ‘Sayın Arınç ve diğer arkadaşların yaptığı açıklamalar, parti kurulları içinde, kendi içimizde konuşulması gereken konular olduğu kanaatindeyim.’ dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Ukrayna ziyareti öncesi uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, Özellikle PYD ve YPG’nin Azez çevresindeki hareketliliğine ilişkin soruya Davutoğlu, Tabii, YPG’ye yönelik çağrıların bir anlamı var. Çünkü, YPG, şu anda Rusya’nın Suriye’deki enstrümanıdır. Bunu hem iç kamuoyumuzun hem uluslararası kamuoyunun doğru okuması lazım. Eğer, Rusya Suriye’deki rejimi destekleme konusunda en güçlü enstrümanı nedir diye sorarsanız bu YPG’dir. Suriye krizinin başından itibaren de Suriye rejiminin en önemli enstrümanlarından biri yine YPG’dir. Dolayısıyla, YPG’yi Suriyeli bir aktör olarak görmem mümkün değil. YPG, bir taraftan Suriye rejiminin aracıdır, bir taraftan da açıkçası Rusya’nın bir piyonu mahiyetinde işlev görmektedir. Bu piyon, kendisini DEAŞ’a karşı mücadele ediyorum diyerek meşrulaştırmaya çalışıyor. Peki, Azzaz ve civarında DEAŞ var mı Yok. Peki, Halep’in kuzeyinde DEAŞ var mı Yok. Orada ne arıyorlar diye sordu.
Davutoğlu, Fırat’ın doğusunda Kobani’de DEAŞ’a karşı mücadele edildi. Biz de destek verdik, Kobanili kardeşlerimizi aldık, peşmergenin Kobani’ye geçmesine izin verdik. Türkiye’ye karşı olmayan unsurlarla biz de destek sağladık ama Azzaz bölgesinde tek bir DEAŞ mensubu yokken, Rusya havadan Azzaz’a, Halep’e saldıracak, karadan İranlı, Şii milisler saldıracak. Bunun başka bir anlamı var, herkesin bunu görmesi lazım. Bugün Türkiye’de PKK, Suriye YPG Rusya’nın açık bir enstrümanı, bir aracı konumundadır ve onun yayılmacı politikalarının piyonlarıdır. Bu doğru görülmezse, ileride daha başka sıkıntılar doğar. Bizim, tutumuzun son derece meşru bir temeli var. Birincisi, Türkiye kendi güvenliğini korumak için her türlü tedbiri alır. Hiçbir ülke Suriye’deki gelişmelerden Türkiye kadar etkilenemez. Dolayısıyla, bu güvenlik tedbirlerini almaktan tereddüt etmeyiz. İkincisi, Suriye içindeki gelişmeler bağlamında da ılımlı muhalefeti yok etmeye, Halep-Türkiye koridorunu Azzaz üzerinden de YPG’yle kapatmaya sonraki aşamada da Azzaz’ın da doğusuna geçerek YPG’nin Kobani’den gelen gelmesi muhtemel YPG’lilerle birleşme teşebbüsleri karşısında Türkiye’nin tavrı başından belliydi. Türkiye, YPG Fırat’ın batısına Afrin’in de doğusuna geçmeyecek. Buralarda ılımlı muhalefet var. Ilımlı muhalefeti desteklemek Suriye’de siyasal sürecin başarıya ulaşması için bir şart. Dolayısıyla, bu açıklamaları takip ediyoruz ancak bu açıklamaları bu alandaki tabloyu görerek değerlendirmenin faydalı olduğu kanaatindeyim. dedi.
Türkiye’nin bu konuda kararlı olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, YPG’nin Azzaz’a yönelik her saldırısı, Türkiye’nin güvenlik kaygılarını önemli ölçüde artırmaktadır. Bu saldırılar aynı zamanda büyük bir mülteci akınına da yol açmaktadır. Dolayısıyla bir, Türkiye’ye mülteci akınlarının önlenmesi. İki, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlanması. Üç, ılımlı muhalefetin Rusya, İran, Suriye rejim güçleri yanında YPG ile katılmasının önüne geçmek için bu yaklaşımımız sürecek. Gerekli gördüğümüz yerde gerekli müdahaleleri kullanırız diye konuştu.
KİMSENİN, BÖYLE BİR SAVAŞ ÇIĞLIĞI LOBİSİ OLUŞTURMASI DOĞRU DEĞİL
Suriye’ye yönelik olarak kara operasyonu gündemde, böyle bir şey söz konusu mu sorusuna ise Davutoğlu şu yanıtı verdi
Şöyle bir algı yansıtılıyor biraz da Rusya tarafından bilinçli olarak yapılıyor bu algı operasyonu, ‘Bir dünya savaşı çıkabilir’. Rusya, bunu gündemde tutarak dünyayı tedirgin etmeye ve kendi politikalarını dikte etmeye çalışıyor. Bizim böyle bir algı operasyonuna gelmememiz lazım. 5 yıldır çevremizde, Suriye, Irak, Yemen, Ukrayna’da savaş var, Türkiye’yi biz bu savaşın dışında tuttuk. Gerekli olmadıkça herhangi bir adım atmadık ama gerekli olduğunda da adım atmaktan kaçınmadık. Dolayısıyla, kimsenin böyle bir savaş çığlığı lobisi oluşturması doğru değil. Türkiye, gerekli gördüğü tedbirleri alır ancak bu tür tedbirlerini alırken Türkiye’nin istikrarının etkilenmemesine özen gösterir. Dolayısıyla, bu tür spekülasyonları ‘savaşa giriyoruz, girdik’ gibi, kesinlikle gündemde tutmamak lazım.
KARA HAREKATI
Davutoğlu son dönemde gündemde olan Suriye’ye kara harekatı konusunda ilişkin, Biz, daha Suriye’de güvenli bölge ihtasını söylemiştik. Eğer o zaman güvenli bölge ihtası olmuş olsaydı ve hava operasyonları olmamış olsaydı bugün Suriye’de çok farklı bir tablo olmuş olabilirdi. Suriye’deki temel problem başından itibaren Suriye rejiminin ve şimdi de Rusya’nın havadan yaptığı saldırılar. Yani, karada kendi vatanını savunan Suriyeli kardeşlerimize bir üstünlük kuramayınca hava gücüyle Suriyeli kardeşlerimizin üzerine bombalar yağdırıyor. Esas problem burada hava saldırılarının durmasıydı. Bu sağlanamadı. Türkiye’nin yıllardır söylediği gerekli adımlar atılmadı. Türkiye’nin öngördüğü politikalar uygulanmaması dolayısıyla ne kadar büyük hatalar yapıldığı batı basınında yer alıyor. Şu anda önce hava saldırıları durmalı, arkasından alanda savaş suçu işleyen rejim unsurları ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin dışında kalan ve Suriye halkının temsilcisi olan gruplar desteklenmeli ve belli bir dengeyle Suriye’de barış süreci inşa edilmeli. dedi.
RUSYA HASTENELERİ FIRINLARI KAMPLARI VURUYOR
Davutoğlu başka bir soru üzerine, Hastaneler, fırınlar ve kamplar. Rusya’nın şu anda yapmak istediği şiddetin en uç noktasını uygulayarak halkı tedirgin etmek. Esad rejimi kalsın gibi bir psikolojiye halkı sokmak. Zaten Rusya bunu Çeçenistan’da da aynı taktiği uyguladı, şu anda Suriye’de uyguladığı taktikle Çeçenistan’da uyguladığı taktik aynı dedi.
Bizim, bu anlamda bütün Batı ülkelerine Biden’a söylediğim açık ve netti. Türkiye, yanında, çevresinde böylesine bir savaşın etkilerine daha fazla bigane kalamaz
SELİN SAYEK BÖKE KONUSU
Çok net bir tavır takınmak lazım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşları eşit haklara sahiptir herhangi bir vatandaşın geçmiş kökeni etrafında yapılan tartışma kesinlikle insan haklarına aykırıdır ve etnik bir ırkçılık dozu taşır. Biz, kimsenin geçmiş kökenini araştırmak üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmayız. Türkiye’de, Kürt, Türk, Sunni Alevi 78 milyon vatandaş eşittir. Siyaseten bunu istismar edenleri, siyasi ahlaka aykırı davrandığı kanaatindeyim. Bu konuda Selin Hanım’ın açıklamaların doğru olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum
Kendisinin, ‘safınızı belirleyin…açıklaması..Kılıçdaroğlu’nun son açıklaması
Davutoğlu CHP’nin HDP’leştiğini ifade ederek şunları kaydetti Biz, Türkiye’nin çıkarlarının çıkarları söz konusu olduğunda her zaman ilkesel bir tutum sergiledik. Sayın Kılıçdaroğlu, ‘Esad’la problem yaşadığımızda Esad’ın diliyle konuştu. Rusya ile problem yaşadığımızda Rusya’nın diliyle konuştu. Mısır’la demokrasi üzerinden problem yaşadığımızda Mısır’ın diliyle konuştu. Şimdi, milletvekilleri YPG ile problem yaşadığında milletvekilleri gidip YPG ağzıyla konuşuyor ve YPG’nin DEAŞ’a karşı ülkelerini savunan vatanperver bir örgüt gibi yansıtmaya çalışıyor. HDP’nin dilidir, CHP HDP’leşiyor o anlamda. Bu anlamda ben Kılıçdaroğlu safını belirlesin dedim. Kılıçdaroğlu şu anda Suriye politikasında CHP, Suriye halkını temsil eden ılımlı muhalefet dışında kalan bütün unsurlarla işbirliği yaptı. Şimdi de Rusya’nın piyonu haline gelmiş olan, özellikle uçak olayından sonra, tamamıyla Rusya’nın güdümünde işbirlikçi hale gelmiş olan YPG’nin ağzıyla konuşuyor. Şimdi, Halep Rus işgaline karşı direniyor. Biz, bu anlamda YPG’yi ve aynen PKK’yı Türkiye içinde de yüzyıl önce Rus işgaliyle Ermeni çetelerinin uyguladığı politikayı takip eden bir politika uyguluyor YPG ve PKK.?KENDİ İÇİMİZDE KONUŞULMASI KANAATİNDEYİM
Geçmişte bakanlık yapmış isimlerin açıklamalarının sorulması üzerine Davutoğlu, AK Parti, onurlu insanların partisidir. Şu ana kadar da AK Parti içinde belli ilkeler oturmuştur. Sayın Abdullah Gül’ün, arkadaşlarıyla, Cumhurbaşkanımızla ve diğer arkadaşlarımızla görüşmesinden daha doğal bir durum yok. Sayın Arınç ve diğer arkadaşların yaptığı açıklamalar, parti kurulları içinde, kendi içimizde konuşulması gereken konular olduğu kanaatindeyim. Bu konuda kendileriyle konuştum, tekrar konuşacağım. Hiçbir zaman ben bu tartışmalar üzerinden AK Parti’ye dönük spekülasyon yapılmasına izin vermem. Kim, kanaat beyan ederse hangi yönde olursa olsun herkesle konuşur, bu kanaatlerin parti kanalları içinde ve bu çerçevede partideki bütünlüğünü etkileyemecek şekilde dile getirilmesinin doğru olacağı kanaatindeyim. Hiçbir şekilde bunu AK Parti içinde bir sıkıntı var, AK Parti’nin kendi iç bütünlüğünü koruyarak 1 Kasım seçimlerinden büyük zaferle çıkmasını kıskanan çevreler olduğu aşikar. Hiçbir arkadaşımız partimizin bütünlüğünü etkileyecek bir tavır içine girmez şeklinde konuştu.
Arınç ve diğer isimler için özel planlama yapılacak mı sorusuna Davutoğlu, Hiç özel bir planlamaya ihtiyaç yok. Kendilerinin öyle bir ifadeleri yok. Kopmak istedikleri gibi bir varsayım zaten yok. Biz bu konuları zaten MYK’da da ele aldık. AK Parti kendi içinde bütün bunları aşacak olgunluğa sahiptir cevabını verdi.
AZZEZ’İN DÜŞMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ
Cenevre görüşmelerine ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, Rusya, Halep-Türkiye koridorunu kapattı. YPG niye saldırıyor şimdi. Masaya benim de oturmam lazım diye göstermeye çalışıyor. Rusya, YPG’yi kullanarak demeye çalışıyor ki, Cenevre masasında YPG olsun. YPG’yi masaya çekme çabası var. Muhalefet safında YPG’nin masaya oturmasına izin vermedik, vermeyeceğiz. YPG, rejimin, Rusya’nın piyonudur diye konuştu.
Salih Müslim’in ‘geri adım atmayacağız’ yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, Geri adım atmayacağız’ demesinin bir anlamı yok. Geri adım attılar. Şu anda Azzez civarında YPG unsurları Azzez’den uzaklaştırıldı. Azzez’e yaklaşırlarsa en şiddetli tepkiyi görürler. Azzez’in düşmesine izin vermeyeceğiz. Çekilmezlerse o havaalanı kullanılmaz hale gelecek, bunu Biden’a da söyledim. Bu anlamda, Salih Müslim’in açıklamalarının anlamı yok. Türkiye’nin müdahalesi olmamış olsaydı şu anda Tel Rıfat ile Azzez’i ele geçirmiş olacaklardı. Azzaz’a bir buçuk kilometre yaklaştıkları için biz uyardık. Biz, Rusya’yı da kaç kez uyardık. Yapmayın, sınırımıza yaklaşmayın, ihlal etmeyin, bu uyarıları dinlemedikleri için bu oldu. Aynı şekilde YPG’yi de uyardık. Fırat’ın batısına geçmeyeceksiniz, Azzaz’a da yaklaşmayacaksınız. Şimdi de uyarıyoruz, yaklaşmayacaklar. Türkiye üzerinden Avrupa’nın bu göç akınları üzerinden bası altında tutulması’Bu, sadece Türkiye’ye dönük bir hamle değil. Bu, Ukrayna konusunda AB ile problem yaşayan Rusya’nın Avrupa’ya dönük bir hamlesidir. Sayın Merkel’le bu konuda aynı fikire sahibiz. Ukrayna üzerinden Avrupa, Suriye üzerinden Türkiye’ye dönük bir hamle. Onun için son dönemde Türkiye ile AB politikalarında ciddi bir yakınlaşma var. Çünkü biliyoruz ki biz Ukrayna’da da Suriye’de de hamleler hem Avrupa’ya dönük hamleler şeklinde konuştu.
(Tür: Dış)

Davutoğlu’ndan CHP’li Böke’ye Tam Destek

CHP’li Selin Sayek Böke’nin Hristiyan olduğu tartışmalarına ilişkin soruya Başbakan Davutoğlu “Siyaseten bunu istismar edenlerin siyasi ahlaka aykırı davrandığı kanaatindeyim” karşılığını verdi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, çalışma ziyareti kapsamında yapacağı Ukrayna ziyareti öncesi basın mensuplarının sorularını uçakta cevapladı.

SELİN SAYEK İLE İLGİLİ TARTIŞMALAR

“Selin Sayek Böke’nin Hristiyan olduğu tartışmalarına” ilişkin soruya Davutoğlu, “Çok net bir tavır takınmak lazım. Türkiye Cummhuriyeti Devleti’nin bütün vatandaşları eşit haklara sahiptir, herhangi bir vatandaşın geçmiş kökeni etrafında yapılan tartışma kesinlikle insan haklarına aykırıdır ve etnik bir ırkçılık dozu taşır. Biz, kimsenin geçmiş kökenini araştırmak üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmayız. Türkiye’de Kürt, Türk, Sünni, Alevi 78 milyon vatandaş eşittir. Siyaseten bunu istismar edenlerin siyasi ahlaka aykırı davrandığı kanaatindeyim. Bu konuda Selin Hanım’ın açıklamalarının doğru olduğunu ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum” karşılığını verdi.

SADULLAH ERGİN DE DESTEK VERMİŞTİ

Eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin de önceki gün Twitter hesabından Selin Sayek Böke’ye destek veren bir açıklama yapmıştı. Ergin, “İnanma ve inancın gereğini özgürce tatbik etme hakkını yıllarca savunduk. CHP Parti Sözcüsü Sayın Selin Sayek Böke’nin inancının ve ibadetinin sorgulanması, istiskal edilmesi kabul edilemez” ifadelerine yer vermişti.

FT: Ruslar Fırın ve Hastaneleri Kasıtlı Olarak Vuruyor

Financial Times gazetesi manşetinde “Batı, Suriye savaşında Moskova’yı mültecileri silah olarak kullanmakla suçluyor” diyor.

Gazetenin haberinde özetle şöyle deniyor:

“Batılı diplomatlar ve siyasetçiler, Moskova’nın mülteci krizini tırmandırmaya çalışmak için Suriye’de kasıtlı olarak sivilleri vurduğu uyarısında bulunuyor. Bu, hassas ateşkesin daha başlamadan bozulabileceğine dair bir işaret.”

‘HEDEF AVRUPA PROJESİNİ BALTALAMAK’

“ABD’li senatör John McCain, dün Münih’teki yıllık güvenlik konferansında ‘ Rusya’nın stratejisinin odağında mülteci krizini tırmandırmak ve bunu bir silah olarak kullanarak Avrupa projesine sekte vurmak var’ dedi.”

“ABD’nin yakın müttefiklerinden iki kıdemli siyasetçi ve bir Avrupalı istibarat yetkilisi de McCain’in açıklamalarını destekler nitelikte konuştu. Bu, konferansta, askeri yetkililer, diplomatlar ve siyasetçiler arasında hakim olan karamsar havayı yansıtıyor.”

FIRIN VE HASTANELERİ VURMASININ SEBEBİ

“Bir Avrupalı yetkiliye göre Moskova siyasi avantaj sağlamak için mülteci krizini silah olarak kullanıyor. Fırın ve hastane gibi yerler hedef alınarak yerel halkın evlerini terk etmesi, Türkiye ve Avrupa’ya mülteci akınının yoğunlaşması hedefleniyor.”

“Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun Münih’te Cuma günü uzlaştığı ateşkesin Cuma günü başlaması planlanıyor. Moskova’nın hava operasyonları dengeleri Beşar Esad rejimi lehine değiştirdi, Suriye’nin kuzeyinde Washington’ın desteklediği birçok ılımlı muhalif grup teslim olma noktasına geldi.”

“Senatör McCain, ‘Bu diplomasinin asgari saldırganlık için kullanılmasıdır. Bu strateji işe yarıyor, çünkü biz izin veriyoruz. Putin’in işini bitirdikten sonra faaliyetlerin durdurulmasını (ateşkes) kabul etmesi tesadüf değil. Bu filmi Ukrayna’da da gördük’ dedi.”